18:01
TEDSalon NY2013

Bruce Feiler: Agile programming -- for your family

Bruce Feiler: Agile programlama -- aileniz için

Filmed:

Bruce Feiler'in radikal bir fikri var: Modern aile yaşantısının stresiyle başedebilmek için, agile uygulayın. Agile yazılım programcılığından esinlenen, Feiler, esnekliği, aşağıdan yukarıya fikir akışını, sürekli geri bildirimi ve sorumluluğu cesaretlendiren aile uygulamalarını tanıtıyor. Şaşırtıcı bir özellik ise: Çocuklar kendi cezalarını belirliyorlar.

- Writer
Bruce Feiler is the author of "The Secrets of Happy Families," and the writer/presenter of the PBS miniseries "Walking the Bible." Full bio

So here's the good news about families.
İşte size aileler hakkında güzel bir haber.
00:16
The last 50 years have seen a revolution
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından
00:19
in what it means to be a family.
bir devrime şahit oldu.
00:21
We have blended families, adopted families,
Karışık aileler var, evlat edinmiş aileler var
00:23
we have nuclear families living in separate houses
ayrı evlerde yaşayan çekirdek aileler olduğu gibi
00:26
and divorced families living in the same house.
aynı evde yaşayan boşanmış aileler var.
00:28
But through it all, the family has grown stronger.
Fakat bununla beraber, aileler güçlenerek büyüdü.
00:31
Eight in 10 say the family they have today
10 kişiden 8'i bugün sahip oldukları ailelerinin
00:34
is as strong or stronger than the family they grew up in.
içinde büyüdükleri aileleri kadar ya da daha güçlü olduğunu söylüyor.
00:36
Now, here's the bad news.
Şimdi de size kötü bir haber.
00:41
Nearly everyone is completely overwhelmed
Neredeyse herkes aile hayatının kaosundan
00:43
by the chaos of family life.
dolayı bunalmış durumda.
00:45
Every parent I know, myself included,
Ben dahil tanıdığım her ebeveyn,
00:48
feels like we're constantly playing defense.
sürekli savunmayı oynuyoruz gibi hissediyor.
00:50
Just when our kids stop teething, they start having tantrums.
Çocuklarımız diş dökmeyi bitirir bitirmez öfke nöbetleri geçiriyorlar.
00:52
Just when they stop needing our help taking a bath,
Bizim yardımımız olmadan banyo yapmaya başladıklarında
00:55
they need our help dealing with cyberstalking or bullying.
Internet tacizciliği ya da zorbalık konusunda yardıma ihtiyaç duyuyorlar.
00:57
And here's the worst news of all.
Tüm bu haberlerin en kötüsü ise,
01:01
Our children sense we're out of control.
çocuklarımızın, bizim kontrolü kaybettiğimizi düşünmeleri.
01:03
Ellen Galinsky of the Families and Work Institute
Aile ve Çalışma Enstitüsü'nden Ellen Galinsky
01:06
asked 1,000 children, "If you were granted
1000 çocuğa "Anne ve babanla ilgili bir dilek tutman
01:09
one wish about your parents, what would it be?"
istenseydi, ne dilerdin?" diye sordu.
01:12
The parents predicted the kids would say,
Ebeveynler çocuklarının onlarla daha fazla zaman
01:15
spending more time with them.
geçirmeyi dilemiş olacaklarını düşündü.
01:17
They were wrong. The kids' number one wish?
Yanıldılar. Çocukların ilk sıradaki dilekleri ne miydi?
01:20
That their parents be less tired and less stressed.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.
01:23
So how can we change this dynamic?
Bu gidişatı nasıl değiştirebiliriz?
01:27
Are there concrete things we can do to reduce stress,
Stresi azaltacak,
01:29
draw our family closer,
ailemizi daha çok yakınlaştıracak
01:33
and generally prepare our children to enter the world?
ve çocuklarımızı dünyaya katılmaya hazırlayacak somut şeyler var mı?
01:35
I spent the last few years trying to answer that question,
Ben son birkaç yılımı bu soruyu cevaplamak adına
01:39
traveling around, meeting families, talking to scholars,
seyahat ederek, ailelerle tanışarak, eğitimcilerle konuşarak
01:43
experts ranging from elite peace negotiators
seçkin barış müzakerecilerinden tutun da
01:46
to Warren Buffett's bankers to the Green Berets.
Warren Buffet'in bankacılarına ve Yeşil Bereliler'e varana kadar birçok uzmanla geçirdim.
01:49
I was trying to figure out, what do happy families do right
Mutlu ailelerin neyi doğru yaptığını
01:53
and what can I learn from them to make my family happier?
ve kendi ailemi mutlu edebilmek için öğrenebileceklerimi çözmeye çalışıyordum.
01:56
I want to tell you about one family that I met,
Tanıştığım bir aileden,
02:01
and why I think they offer clues.
ve bunların neden bu konuda ipuçları sunduğundan size bahsetmek istiyorum.
02:03
At 7 p.m. on a Sunday in Hidden Springs, Idaho,
Idaho, Hidden Springs'te bir Pazar akşam 7'de,
02:06
where the six members of the Starr family are sitting down
Starr ailesinin altı üyesi
02:09
to the highlight of their week: the family meeting.
haftalarının ilginç olaylarını aile toplantılarında tartışıyorlar.
02:11
The Starrs are a regular American family
Starr ailesi, sıradan Amerikan aile problemleri
02:14
with their share of regular American family problems.
olan sıradan bir Amerikan ailesi.
02:16
David is a software engineer. Eleanor takes care
David, yazılım mühendisi. Eleanor, ailesinin yaşları
02:19
of their four children, ages 10 to 15.
10-15 arasındaki dört çocuğuna bakıyor.
02:22
One of those kids tutors math on the far side of town.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.
02:25
One has lacrosse on the near side of town.
Diğeri şehre yakın bir yerde lakros oynuyor.
02:28
One has Asperger syndrome. One has ADHD.
Biri Asperger sendromlu. Bir diğerininse Hiperaktivite sorunu (ADHD) var.
02:30
"We were living in complete chaos," Eleanor said.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor.
02:34
What the Starrs did next, though, was surprising.
Buna rağmen, sonrasında, Starrların yapmış olduğu şey şaşırtıcıydı,
02:37
Instead of turning to friends or relatives,
Arkadaşlarına ya da akrabalarına danışmak yerine,
02:40
they looked to David's workplace.
David'in çalışma yerine odaklandılar.
02:43
They turned to a cutting-edge program called agile development
Agile geliştirme adında en son teknoloji ürünü olan,
02:46
that was just spreading from manufacturers in Japan
Japonya'daki imalatçılardan
02:49
to startups in Silicon Valley.
Silikon Vadisi'ndeki yeni kurulan şirketlere kadar yayılmakta olan bir program üzerine yoğunlaştılar.
02:52
In agile, workers are organized into small groups
Agile geliştirmede, çalışanlar küçük gruplara ayrılıyor
02:55
and do things in very short spans of time.
ve çok kısa zaman dilimlerinde işlerini yapıyorlar.
02:58
So instead of having executives issue grand proclamations,
Yani yöneticilere büyük duyurular yaptırmak yerine,
03:00
the team in effect manages itself.
takım kendi kendini yönetiyor aslında.
03:03
You have constant feedback. You have daily update sessions.
Sürekli geri dönüş alıyorsunuz. Günlük güncelleme seanslarınız var.
03:06
You have weekly reviews. You're constantly changing.
Haftalık değerlendirmeniz var. Sürekli değişiyorsunuz.
03:09
David said when they brought this system into their home,
David, bu sistemi evlerine getirdiklerinde,
03:13
the family meetings in particular increased communication,
aile toplantılarının özellikle iletişimi arttırdığını,
03:16
decreased stress, and made everybody
stresi azalttığını ve bunun herkesi
03:19
happier to be part of the family team.
ailenin bir parçası yaptığı için mutlu ettiğini söyledi.
03:22
When my wife and I adopted these family meetings and other techniques
Ben ve eşim bu aile toplantılarını ve diğer teknikleri
03:25
into the lives of our then-five-year-old twin daughters,
o zaman beş yaşında olan ikiz kızlarımızın hayatlarına dahil ettiğimizde bu
03:28
it was the biggest single change we made since our daughters were born.
kızlarımızın doğumundan bu yana yaptığımız en büyük değişiklik oldu.
03:31
And these meetings had this effect
Bu toplantılar bu etkiyi
03:35
while taking under 20 minutes.
20 dakikadan az sürse de yarattılar.
03:37
So what is Agile, and why can it help
O zaman nedir bu 'Agile', çok değişik gibi
03:40
with something that seems so different, like families?
gözüken, aile gibi bir konuda bile niçin yardımcı olabilir ?
03:42
In 1983, Jeff Sutherland was a technologist
1983 yılında, Jeff Sutherland
03:45
at a financial firm in New England.
İngiltere'de bir finans şirketinde teknolojist olarak çalışıyordu.
03:47
He was very frustrated with how software got designed.
Yazılımların nasıl dizayn edildiği konusunda büyük hayal kırıklıkları yaşıyordu.
03:50
Companies followed the waterfall method, right,
Şirketler, waterfall denen üst düzey yöneticilerin
03:53
in which executives issued orders that slowly trickled down
emirlerini hiyerarşik yapı içinde
03:55
to programmers below,
alt kademedeki programcılara doğru
03:58
and no one had ever consulted the programmers.
onlara hiç danışmadan aktardıkları bir metodu takip ediyorlardı.
04:00
Eighty-three percent of projects failed.
Projelerin yüzde seksenüçü başarısız oldu.
04:03
They were too bloated or too out of date
Tamamlandıklarında ya çok şişirilmiş oluyorlardı ya da
04:05
by the time they were done.
güncelliklerini kaybediyorlardı.
04:08
Sutherland wanted to create a system where
Sutherland fikirlerin sadece yukarıdan aşağıya
04:10
ideas didn't just percolate down but could percolate up from the bottom
değil aynı zamanda aşağıdan yukarıya da yönlenebileceği
04:13
and be adjusted in real time.
ve de gerçek zamanlı olarak ayarlanabileceği bir sistem yaratmak istiyordu.
04:17
He read 30 years of Harvard Business Review
Harvard Business Review'ın 30 yıllık makalelerini okudu
04:19
before stumbling upon an article in 1986
ta ki 1986 yılında
04:22
called "The New New Product Development Game."
'Yepyeni Ürün Geliştirme Oyunu' adlı bir makaleye rastlayana kadar.
04:25
It said that the pace of business was quickening --
Makalede iş hayatının hızının arttığından
04:28
and by the way, this was in 1986 --
-- bu arada yıl 1986 --
04:31
and the most successful companies were flexible.
ve de en başarılı şirkletlerin esnek olanlar olduğundan bahsediliyordu.
04:33
It highlighted Toyota and Canon
Toyota ve Canon'un altını çiziyordu
04:37
and likened their adaptable, tight-knit teams to rugby scrums.
ve onların sıkı sıkıya bağlı ekiplerini rugby oynarken kenetlenen oyunculara benzetti.
04:38
As Sutherland told me, we got to that article,
Sutherland'ın bana söylediği gibi, bu makaleyi anladık
04:43
and said, "That's it."
ve 'İşte budur' dedik.
04:45
In Sutherland's system, companies don't use
Sutherland'ın sisteminde şirketler,
04:47
large, massive projects that take two years.
iki yıl süren çok büyük projeleri kullanmıyorlar.
04:50
They do things in small chunks.
İşleri küçük parçalara bölerek hallediyorlar.
04:53
Nothing takes longer than two weeks.
Hiçbirşey iki haftadan uzun sürmüyor.
04:54
So instead of saying, "You guys go off into that bunker
Bu sayede, 'Arkadaşlar, gidin şu sığınağa girin
04:57
and come back with a cell phone or a social network,"
ve geri döndüğünüzde elinizde bir cep telefonu veya sosyal bir ağ olsun' demek yerine
04:59
you say, "You go off and come up with one element,
' Gidin, tek bir öğe üzerinde çalışın
05:02
then bring it back. Let's talk about it. Let's adapt."
sonra getirin onu, konuşalım onun üzerinde. Adapte edelim beraberce' diyorsunuz.
05:04
You succeed or fail quickly.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.
05:07
Today, agile is used in a hundred countries,
Bugün, agile yüzlerce ülkede kullanılıyor
05:10
and it's sweeping into management suites.
ve de yönetimlerin içine giriyor.
05:14
Inevitably, people began taking some of these techniques
Kaçınılmaz bir şekilde, insanlar bu tekniklerden bazılarını kullanmaya
05:16
and applying it to their families.
ve de ailelerine uygulamaya başladılar.
05:19
You had blogs pop up, and some manuals were written.
Ortaya çıkan bloglar, yazılan el kitapçıkları oldu.
05:21
Even the Sutherlands told me that they had
Hatta Sutherlands bana,
05:24
an Agile Thanksgiving,
'Agile Şükran Günü' kutlaması yaparken,
05:26
where you had one group of people working on the food,
yemekleri hazırlamakla,
05:27
one setting the table, and one greeting visitors at the door.
masayı hazırlamakla ve de misafirleri karşılamakla uğraşan bir grup insandan bahsetti.
05:30
Sutherland said it was the best Thanksgiving ever.
Sutherlands bunun o güne kadar ki en iyi Şükran Günü olduğundan söz etti.
05:33
So let's take one problem that families face,
Şimdi, ailelerin karşılaştıkları bir sorunu,
05:37
crazy mornings, and talk about how agile can help.
çılgın sabahları, ele alıp agile'ın nasıl yardım edebileceğinden konusaşlım.
05:39
A key plank is accountability,
Önemli bir konu da sorumluluk,
05:42
so teams use information radiators,
ekipler bilgi radyatörlerini,
05:44
these large boards in which everybody is accountable.
herkesin sorumluluklarının yazdığı kocaman tahtaları kullanılıyor.
05:46
So the Starrs, in adapting this to their home,
Böylece Starr'lar, bunu evlerine adapte ederek,
05:50
created a morning checklist
her çocuğun bitirmesi gereken işlerin içinde olunduğu
05:52
in which each child is expected to tick off chores.
bir sabah listesi hazırladılar.
05:54
So on the morning I visited, Eleanor came downstairs,
Bir sabah onları ziyarete gittiğimde, Eleanor aşağıya indi,
05:57
poured herself a cup of coffee, sat in a reclining chair,
kendisine bir fincan kahve koydu, sallanan bir sandalyeye oturdu,
06:00
and she sat there,
ve otururken
06:02
kind of amiably talking to each of her children
sıcak bir şekilde karşıladığı çocukları
06:04
as one after the other they came downstairs,
tek tek aşağıya indiler,
06:07
checked the list, made themselves breakfast,
listeyi gözden geçirdiler, kendilerine kahvaltı hazırladılar,
06:09
checked the list again, put the dishes in the dishwasher,
listeyi tekrar gözden geçirdiler, tabakları bulaşık makinesine yerleştirdiler,
06:11
rechecked the list, fed the pets or whatever chores they had,
yeniden listeyi incelediler, hayvanları beslediler ya da ne işleri varsa onu yaptılar,
06:14
checked the list once more, gathered their belongings,
bir kez daha incelediler listeyi, eşyalarını topladılar
06:17
and made their way to the bus.
ve otobüslerine doğru yola koyuldular.
06:19
It was one of the most astonishing family dynamics I have ever seen.
Bugüne kadar görmüş olduğum en şaşırtıcı aile dinamiklerinden bir tanesiydi.
06:22
And when I strenuously objected this would never work in our house,
Ve ben bunun bizim evde asla işe yaramayacağını,
06:26
our kids needed way too much monitoring,
bizim çocuklarımızın çok daha fazla gözlenmeye ihtiyaçları olduğunu şiddetle savunurken
06:29
Eleanor looked at me.
Eleanor bana baktı.
06:32
"That's what I thought," she said.
'Bende böyle düşünüyordum', dedi.
06:33
"I told David, 'keep your work out of my kitchen.'
David'e, 'İşini mutfağımdan uzak tut' dedim.
06:34
But I was wrong."
Ama yanıldım.
06:36
So I turned to David: "So why does it work?"
Sonra David'e döndüm ve sordum: 'Peki niye işe yarıyor ?'
06:38
He said, "You can't underestimate the power of doing this."
Bana, ' Bunu yapmanın gücünü küçümseyemezsin' dedi.
06:40
And he made a checkmark.
Ve bir onaylama işareti yaptı.
06:43
He said, "In the workplace, adults love it.
Dedi ki :' İşyerlerinde yetişkinler buna bayılıyorlar.
06:44
With kids, it's heaven."
Çocuklara göreyse bundan daha iyisi olamaz.'
06:47
The week we introduced a morning checklist into our house,
Evimize sabah kontrol listesi oluşturduğumuz o hafta
06:49
it cut parental screaming in half. (Laughter)
aile içindeki bağırmalarımız yarı yarıya azaldı. (Gülüşmeler)
06:52
But the real change didn't come until we had these family meetings.
Ama gerçek değişiklik aile toplantılarımızı başlatana kadar olmadı.
06:56
So following the agile model, we ask three questions:
Agile metodunu izleyerek üç soru soruyoruz:
06:59
What worked well in our family this week,
Bu hafta ailemizde ne yolunda gitti,
07:02
what didn't work well, and what will we agree to work on in the week ahead?
ne yolunda gitmedi, ve önümüzdeki hafta neyin üzerinde çalışma konusunda anlaşacağız ?
07:04
Everyone throws out suggestions
Herkes ortaya teklifler getiriyor
07:09
and then we pick two to focus on.
ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.
07:10
And suddenly the most amazing things started coming out of our daughters' mouths.
Ve birden kızlarımızın ağzından en inanılmaz şeyler dökülmeye başladı.
07:13
What worked well this week?
Bu hafta ne yolunda gitti ?
07:17
Getting over our fear of riding bikes. Making our beds.
Bisiklete binme korkumuzu yenmek. Yataklarımızı yapmak.
07:19
What didn't work well? Our math sheets,
Ne yolunda gitmedi ? Matematik kağıtlarımız,
07:22
or greeting visitors at the door.
veya kapıda misafirleri karşılamak.
07:25
Like a lot of parents, our kids are something like Bermuda Triangles.
Birçok aile gibi, bizim çocuklarımız da Bermuda Şeytan Üçgeni gibiler.
07:28
Like, thoughts and ideas go in, but none ever comes out,
Yani, düşünceler ve fikirler içeri girer, ama dışarı hiçbirşey çıkmaz.
07:31
I mean at least not that are revealing.
Demek istediğim en azından onları açığa vuran hiçbirşey.
07:34
This gave us access suddenly to their innermost thoughts.
Bu bize onların en derin düşüncelerine ulaşabilme imkanı verdi.
07:35
But the most surprising part was when we turned to,
En şaşırtıcı kısmıysa
07:39
what are we going to work on in the week ahead?
önümüzdeki hafta ne üzerinde çalışmalıyız sorusu oldu.
07:41
You know, the key idea of agile is that
Bildiğiniz gibi, agile'ın en anahtar fikri
07:44
teams essentially manage themselves,
ekiplerin temelde kendi kendilerini yönetiyor olmaları,
07:46
and it works in software and it turns out that it works with kids.
ve bu yazılım konusunda işe yarıyor ve gözüktüğü kadarıyla çocuklarla da işe yarıyor.
07:47
Our kids love this process.
Çocuklarımız bu süreci çok seviyorlar.
07:51
So they would come up with all these ideas.
Öyle ki bu fikirlerle ortaya çıkıyorlar.
07:53
You know, greet five visitors at the door this week,
Yani, bu hafta kapıda beş misafiri karşılayın,
07:55
get an extra 10 minutes of reading before bed.
yatmadan önce fazladan 10 dakika kitap okuyun.
07:57
Kick someone, lose desserts for a month.
Birisine tekme atın, bir ay tatlı yemeyin.
07:59
It turns out, by the way, our girls are little Stalins.
Bu arada, öyle gözüküyor ki kızlarımız küçük Stalin gibiler.
08:02
We constantly have to kind of dial them back.
Onları sürekli olarak, bir şekilde yatışırmamız gerekiyor.
08:04
Now look, naturally there's a gap between
Bakın, doğal olarak
08:07
their kind of conduct in these meetings and their behavior the rest of the week,
onların bu toplantılardaki tavırlarıyla haftanın geri kalanındaki davranışları arasında bir fark var,
08:09
but the truth is it didn't really bother us.
ama bu gerçek bizi hiç de rahatsız etmedi.
08:13
It felt like we were kind of laying these underground cables
Sanki, onların dünyalarını önümüzdeki gelecek yıllara
08:15
that wouldn't light up their world for many years to come.
kadar aydınlatmayacak olan o yeraltı kablolarını döşüyormuş gibi hissettik.
08:17
Three years later -- our girls are almost eight now --
Üç sene sonra -- kızlarımız şu anda sekiz yaşındalar --
08:20
We're still holding these meetings.
bu toplantılarımız hala sürüyor.
08:23
My wife counts them among her most treasured moments as a mom.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.
08:25
So what did we learn?
Öyleyse ne öğrendik ?
08:30
The word "agile" entered the lexicon in 2001
Kelime olarak 'agile' sözlüklere 2001 yılında
08:32
when Jeff Sutherland and a group of designers
Jeff Sutherland ve bir grup tasarımcı
08:35
met in Utah and wrote a 12-point Agile Manifesto.
Utah'da buluştuklarında ve 12-maddeli Agile Manifesto'yu yazdıklarında girdi.
08:37
I think the time is right for an Agile Family Manifesto.
Sanırım zaman 'Agile Aile Manifesto' su için uygun.
08:41
I've taken some ideas from the Starrs and from many other families I met.
Starr'lardan ve karşılaştığım başka birçok aileden bazı fikirler edindim.
08:45
I'm proposing three planks.
Üç önemli madde öneriyorum.
08:48
Plank number one: Adapt all the time.
Madde bir: Her zaman adapte edin.
08:51
When I became a parent, I figured, you know what?
Biliyor musunuz, bir ebeveyn olduğumda neyi uygulamaya koydum ?
08:54
We'll set a few rules and we'll stick to them.
Birkaç kural koyacağız ve onlara bağlı kalacağız.
08:56
That assumes, as parents, we can anticipate every problem that's going to arise.
Bu, anne-baba olarak, bizim ortaya çıkacak her türlü sorunu önceden görebileceğimizi varsayar.
08:59
We can't. What's great about the agile system
Mümkün değil. Agile sistem'de harika olan
09:03
is you build in a system of change
sizin bir değişim sistemi yaratarak
09:06
so that you can react to what's happening to you in real time.
gerçek zamanda size olanlara tepki gösterebiliyor olmanızdır.
09:08
It's like they say in the Internet world:
Tıpkı Internet dünyasında söyledikleri gibi:
09:11
if you're doing the same thing today you were doing six months ago,
eğer şu anda da altı ay önce yaptığınızı yapıyorsanız
09:13
you're doing the wrong thing.
yanlış şeyi yapıyorsunuz.
09:15
Parents can learn a lot from that.
Anne-babalar bundan çok şeyler öğrenebilirler.
09:17
But to me, "adapt all the time" means something deeper, too.
Ama benim için, 'her zaman adapte edin' çok daha derin bir anlam da içeriyor.
09:20
We have to break parents out of this straitjacket
Ebeveynleri,
09:23
that the only ideas we can try at home
evde deneyebileceğimiz fikirlerin,
09:26
are ones that come from shrinks or self-help gurus
sadece psikologlardan veya kendi kendine yardım gurularından
09:28
or other family experts.
ya da başka aile uzmanlarından gelebileceği saplantısından kurtarmalıyız.
09:31
The truth is, their ideas are stale,
Gerçek ise, onların fikirlerinin bayatladığı,
09:34
whereas in all these other worlds there are these new ideas
bunun yanında diğer tüm dünyalarda grupları ve ekipleri daha etkin çalıştıran
09:36
to make groups and teams work effectively.
bu yeni fikirlerin olduğudur.
09:38
Let's just take a few examples.
Hemen birkaç örnek alalım.
09:42
Let's take the biggest issue of all: family dinner.
Herkes için büyük bir olay olan konuyu alalım : aile ile yenen akşam yemeği.
09:43
Everybody knows that having family dinner
Herkes bilir ki çocuklarla yenen akşam yemeği
09:46
with your children is good for the kids.
çocuklar için iyidir.
09:48
But for so many of us, it doesn't work in our lives.
Ama çoğumuz için, hayatlarımızda bu böyle olmaz.
09:50
I met a celebrity chef in New Orleans who said,
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.
09:53
"No problem, I'll just time-shift family dinner.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım.
09:56
I'm not home, can't make family dinner?
Evde değilsem, akşam yemeği yiyemeyeceksek,
09:58
We'll have family breakfast. We'll meet for a bedtime snack.
aile kahvaltısı yaparız bizde. Yatmadan önce biraz atıştırırken bir araya geliriz o zaman.
10:00
We'll make Sunday meals more important."
Pazar öğünlerini daha önemli bir hale getiririz.'' dedi bana.
10:03
And the truth is, recent research backs him up.
Gerçek şu ki, son araştırmalar onu destekliyor.
10:06
It turns out there's only 10 minutes of productive time
Gözlenen o ki herhangi bir aile yemeğinde
10:10
in any family meal.
verimli olunan sadece 10 dakika var.
10:12
The rest of it's taken up with "take your elbows off the table" and "pass the ketchup."
Geri kalan zaman 'dirseklerini masadan indir' veya 'ketçapı verir misin' şeklinde geçiyor.
10:14
You can take that 10 minutes and move it
Bu 10 dakikayı alıp
10:18
to any part of the day and have the same benefit.
günün herhangi bir anına taşıyıp aynı kazancı sağlayabilirsiniz.
10:20
So time-shift family dinner. That's adaptability.
Öyleyse akşam yemeğinin zamanını değiştirin. Bu adaptasyondur.
10:24
An environmental psychologist told me,
Bir çevre psikoloğu bana,
10:26
"If you're sitting in a hard chair on a rigid surface,
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan,
10:29
you'll be more rigid.
sende esnekliğini kaybedersin.
10:32
If you're sitting on a cushioned chair, you'll be more open."
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.
10:33
She told me, "When you're discipling your children,
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken,
10:37
sit in an upright chair with a cushioned surface.
dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur.
10:39
The conversation will go better."
Konuşmanız çok daha iyi geçecektir.' diye de eklemişti.
10:41
My wife and I actually moved where we sit for difficult conversations
Eşim ve ben zorlu konuşmalar için oturduğumuz yerleri değiştirdik
10:44
because I was sitting above in the power position.
çünkü ben daha yüksekte 'güç bende' pozisyonunda oturuyordum.
10:48
So move where you sit. That's adaptability.
Öyleyse siz de yerinizi değiştirin. Bu adaptasyondur.
10:50
The point is there are all these new ideas out there.
Önemli olan nokta, bu yeni fikirlerin orada olduğu.
10:53
We've got to hook them up with parents.
Onları ailelerle birleştirmeliyiz.
10:57
So plank number one: Adapt all the time.
O zaman madde bir : Her zaman adapte olun.
10:59
Be flexible, be open-minded, let the best ideas win.
Esnek olun, açık fikirli olun, bırakın en iyi fikirler kazansın.
11:02
Plank number two: Empower your children.
Madde iki : Çocuklarınızı yetkilendirin.
11:06
Our instinct as parents is to order our kids around.
Ebeveynler olarak içgüdümüz çocuklarımıza emir vermemizi söyler.
11:10
It's easier, and frankly, we're usually right.
Kolaydır, ve de açıkçası, genelde haklıyızdır.
11:13
There's a reason that few systems have been more
Zaman içinde, birkaç sistemin aileden daha çok
11:16
waterfall over time than the family.
'waterfall' olmasının bir sebebi vardır.
11:18
But the single biggest lesson we learned
Ancak öğrendiğimiz basit ama en önemli ders ise
11:21
is to reverse the waterfall as much as possible.
'waterfall' yaklaşımını mümkün olduğunca tersine çevirmektir.
11:23
Enlist the children in their own upbringing.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.
11:26
Just yesterday, we were having our family meeting,
Dün, aile toplantımızı yapıyorduk,
11:29
and we had voted to work on overreacting.
ve 'aşırı tepki' konusunda oylama yapmıştık.
11:31
So we said, "Okay, give us a reward and give us a punishment. Okay?"
Dedik ki, ' Tamam, bize bir ödül bir de ceza verin. Oldu mu ?'
11:34
So one of my daughters threw out, you get five minutes of overreacting time all week.
Kızlarımdan bir tanesi haftada yalnızca beş dakikalık 'aşırı tepki' fikrini ortaya attı.
11:37
So we kind of liked that.
Fikri oldukça beğendik.
11:42
But then her sister started working the system.
Ama sonrasında kızkardeşi sistemi çalıştırmaya başladı.
11:44
She said, "Do I get one five-minute overreaction
Dedi ki, ' Bir kereye mahsus beş dakikalık bir aşırı tepki hakkım mı olacak
11:45
or can I get 10 30-second overreactions?"
yoksa 10 kez 30 saniyelik aşırı tepki hakkım da olabilir mi ?'
11:49
I loved that. Spend the time however you want.
Bayıldım buna. Zamanı nasıl istiyorsan öyle harca.
11:52
Now give us a punishment. Okay.
Şimdi de bize bir ceza verin. Tamam.
11:54
If we get 15 minutes of overreaction time, that's the limit.
15 dakikalık aşırı tepki vermek limitimiz olsun.
11:57
Every minute above that, we have to do one pushup.
Onun üzerindeki herbir dakika için, bir şınav çekelim.
12:01
So you see, this is working. Now look, this system isn't lax.
Gördüğünüz gibi, işe yarıyor. Bakın, sistem gevşek değil.
12:05
There's plenty of parental authority going on.
Ailelerin otoritesi fazlasıyla var.
12:08
But we're giving them practice becoming independent,
Ama biz onlara bağımsız olma pratiğini veriyoruz,
12:11
which of course is our ultimate goal.
esas amacımız da bu.
12:14
Just as I was leaving to come here tonight,
Bu gece buraya gelmeden önce
12:16
one of my daughters started screaming.
kızlarımdan bir tanesi bağırmaya başladı.
12:19
The other one said, "Overreaction! Overreaction!"
Diğeri ise, 'Çok tepki veriyorsun ! Çok tepki veriyorsun !' dedi
12:20
and started counting, and within 10 seconds it had ended.
ve saymaya başladı, 10 saniye sonra bağırması kesilmişti.
12:23
To me that is a certified agile miracle.
Benim için bu onaylanmış bir agile mucizesiydi.
12:26
(Laughter) (Applause)
(Gülüşmeler) (Alkış)
12:29
And by the way, research backs this up too.
Bu arada, araştırmalar da bunun böyle olduğunu söylüyor.
12:32
Children who plan their own goals, set weekly schedules,
Kendi hedeflerini belirleyen, haftalık programlarını yapan,
12:36
evaluate their own work build up their frontal cortex
kendi çalışmalarını değerlendirebilen çocuklar beyinlerinin ön kortekslerini geliştiriyor
12:40
and take more control over their lives.
ve hayatlarını daha iyi kontrol edebiliiyorlar.
12:44
The point is, we have to let our children succeed on their own terms,
Esas nokta, çocuklarımıza kendi konumlarında başarılı olmaları için izin vermeliyiz,
12:48
and yes, on occasion, fail on their own terms.
ve de tabii ki, ara sıra, başarısız olmaları için de...
12:51
I was talking to Warren Buffett's banker,
Warren Buffet'in bankacısıyla konuşuyordum,
12:54
and he was chiding me for not letting my children
ve bana çocuklarıma kendi ödeneklerinden
12:56
make mistakes with their allowance.
hata yapmalarına izin vermediğim için söyleniyordu.
12:58
And I said, "But what if they drive into a ditch?"
'Ya bir hendeğe doğru sürerlerse ?' dedim.
13:01
He said, "It's much better to drive into a ditch
'6 $ lık bir ödenekle bir hendeğe sürmek
13:03
with a $6 allowance than a $60,000-a-year salary
60.000 $ lık yıllık gelirle
13:05
or a $6 million inheritance."
ya da 6 milyon $ lık bir mirasla hendeğe sürmekten çok daha iyidir' dedi.
13:08
So the bottom line is, empower your children.
Yani esas olan çocuklarınızı yetkilendirmeniz...
13:11
Plank number three: Tell your story.
Madde üç: Hikayenizi anlatın.
13:14
Adaptability is fine, but we also need bedrock.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.
13:18
Jim Collins, the author of "Good To Great,"
'İyi'den Mükemmel Şirkete' kitabının yazarı Jim Collins bana
13:22
told me that successful human organizations of any kind
başarılı olan her çeşit insan organizasyonunun
13:24
have two things in common:
ortak iki noktasının olduğundan bahsetti:
13:27
they preserve the core, they stimulate progress.
temel yapıyı korumaları, ilerlemeyi teşvik etmeleri.
13:29
So agile is great for stimulating progress,
O yüzden de agile teşvik edici ilerleme için mükemmel,
13:32
but I kept hearing time and again, you need to preserve the core.
ama temel yapıyı korumanız gerektiğini de tekrar tekrar duymaya devam ettim.
13:34
So how do you do that?
O zaman nasıl yaparsınız bunu ?
13:37
Collins coached us on doing something
Collins bize bu konuda
13:39
that businesses do, which is define your mission
şirketlerin yaptığı birşey olan, görev belirleme
13:42
and identify your core values.
ve temel değerleri tanımlama konusunda koçluk yaptı.
13:44
So he led us through the process of creating a family mission statement.
Yani, bizi bir aile görev tanımı yaratabilmemiz için izlememiz gereken süreç konusunda yönlendirdi.
13:47
We did the family equivalent of a corporate retreat.
Bir kurumun çalışanları için düzenlediği seminerin ailesel karşılığını yaptık.
13:50
We had a pajama party.
Bir pijama partisi düzenledik.
13:53
I made popcorn. Actually, I burned one, so I made two.
Ben mısır patlattım. Aslında bir tanesini yaktım, o yüzden iki tane yaptım.
13:55
My wife bought a flip chart.
Eşim bir yazı tahtası aldı.
13:58
And we had this great conversation, like, what's important to us?
Ve o harika konuşmayı yaptık, yani, bizim için önemli olan nedir ?
13:59
What values do we most uphold?
Hangi değerlere daha çok bağlıyız ?
14:02
And we ended up with 10 statements.
Ve 10 cümle ile sonlandırdık.
14:04
We are travelers, not tourists.
Biz yolcuyuz, turist değil.
14:06
We don't like dilemmas. We like solutions.
İkilemleri sevmeyiz. Çözümleri severiz.
14:08
Again, research shows that parents should spend less time
Yine, araştırma gösteriyor ki anne babalar
14:11
worrying about what they do wrong
neyi yanlış yaptıkları konusundaki endişelerine daha az vakit harcayıp
14:15
and more time focusing on what they do right,
neyi doğru yaptıklarına odaklanmalılar,
14:17
worry less about the bad times and build up the good times.
kötü anları daha az endişe edip iyi anlar inşa etmeliler.
14:20
This family mission statement is a great way to identify
Aile görev tanımı neyi doğru yaptığınızı tanımlama
14:24
what it is that you do right.
açısından harika bir yöntem.
14:27
A few weeks later, we got a call from the school.
Birkaç hafta sonra, okuldan bir telefon geldi.
14:30
One of our daughters had gotten into a spat.
Kızlarımızdan bir tanesi bir ağız dalaşına girmiş.
14:32
And suddenly we were worried, like, do we have a mean girl on our hands?
Bir anda bayağı bir endişelendik acaba bizim huysuz bir kızımız mı var diye.
14:34
And we didn't really know what to do,
Ve de ne yapacagımızı bilemedik,
14:36
so we called her into my office.
sonrasında onu çalışma odama çağırdık.
14:37
The family mission statement was on the wall,
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı,
14:39
and my wife said, "So, anything up there seem to apply?"
ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.
14:41
And she kind of looked down the list, and she said,
Kızım listenin altına doğru baktı ve,
14:44
"Bring people together?"
'Herkesi bir araya getirmek ?' dedi.
14:46
Suddenly we had a way into the conversation.
Bir anda konuya giriverdik.
14:48
Another great way to tell your story
Hikayenizi anlatmanın başka harika bir yolu da
14:52
is to tell your children where they came from.
çocuklarınıza onların nereden geldiklerini anlatmaktan geçer.
14:53
Researchers at Emory gave children a simple
Emory'deki araştırmacılar çocuklara basit bir
14:56
"what do you know" test.
'ne biliyorsunuz' testi uyguladılar.
14:59
Do you know where your grandparents were born?
Büyükanne ve büyükbabanızın nerede doğduklarını biliyor musunuz ?
15:01
Do you know where your parents went to high school?
Anne ve babanızın liseye nerede gittiklerini biliyor musunuz ?
15:03
Do you know anybody in your family
Ailenizde tanıdığınız
15:06
who had a difficult situation, an illness, and they overcame it?
bir hastalık gibi zor bir durumla karşılaşan ama onun üstesinden gelen birisi var mı ?
15:07
The children who scored highest on this "do you know" scale
Bu testte 'biliyor musun' ölçüsüne göre en yüksek skoru elde eden çocuklar
15:11
had the highest self-esteem and a greater sense they could control their lives.
kendilerine en yüksek özsaygısı olan ve hayatlarını kontrol etme konusunda daha fazla sezgiye sahip olanlardı.
15:15
The "do you know" test was the single biggest predictor
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun
15:20
of emotional health and happiness.
tek ve en önemli belirleyici testiydi.
15:23
As the author of the study told me,
Bu çalışmanın yazarının bana söylediği gibi
15:26
children who have a sense of -- they're part of a larger narrative
geniş bir öykünün parçası olduğunu hisseden çocukların
15:28
have greater self-confidence.
kendilerine daha fazla güveni var.
15:32
So my final plank is, tell your story.
Yani, son maddem: hikayenizi anlatın.
15:34
Spend time retelling the story of your family's positive moments
Ailenizin pozitif zamanlarının,
15:37
and how you overcame the negative ones.
aynı zamanda da negatif anların nasıl üstesinden geldiğinizin hikayesini yeniden anlatın.
15:41
If you give children this happy narrative,
Eğer çocuklarınıza bu mutlu hikayeyi anlatırsanız,
15:44
you give them the tools to make themselves happier.
onlara kendilerini daha da mutlu edecek aletleri de vermiş olursunuz.
15:47
I was a teenager when I first read "Anna Karenina"
'Anna Karenina' yı ilk okuduğumda delikanlıydım
15:52
and its famous opening sentence,
ve onun meshur açılış cümlesini,
15:55
"All happy families are alike.
'Tüm mutlu aileler birbirinin aynısıdır.
15:57
Each unhappy family is unhappy in its own way."
Her mutsuz aile ise kendi yolunda mutsuzdur.'
15:59
When I first read that, I thought, "That sentence is inane.
ilk okuduğumda, 'Bu cümle çok anlamsız.
16:03
Of course all happy families aren't alike."
Tabii ki tüm mutlu aileler birbirinin aynısı değildir.' diye düşünmüştüm.
16:06
But as I began working on this project,
Ama bu projede çalışmaya başlayınca,
16:09
I began changing my mind.
fikrimi değiştirmeye başladım.
16:11
Recent scholarship has allowed us, for the first time,
En son öğretiler, ilk kez, bize
16:14
to identify the building blocks
başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını
16:17
that successful families have.
tanımlamamıza izin verdi.
16:19
I've mentioned just three here today:
Bugün burada sadece üç tanesinden bahsettim:
16:22
Adapt all the time, empower the children, tell your story.
Her zaman adapte edin, çocuklarınızı yetkilendirin, hikayenizi anlatın.
16:25
Is it possible, all these years later, to say Tolstoy was right?
Bu kadar yıldan sonra Tolstoy'un haklı olduğunu söylemek mümkün müdür ?
16:30
The answer, I believe, is yes.
Cevap, sanırım, evet olacak.
16:34
When Leo Tolstoy was five years old,
Leo Tolstoy beş yaşındayken
16:37
his brother Nikolay came to him
kardeşi Nikolay ona geldi
16:40
and said he had engraved the secret to universal happiness
ve evrensel mutluluğun sırrını
16:42
on a little green stick, which he had hidden
ailesinin Rusya'daki sahip olduğu
16:45
in a ravine on the family's estate in Russia.
bir vadide gizlediği yeşil bir sopanın üzerine kazıdığını söyledi.
16:48
If the stick were ever found, all humankind would be happy.
Eğer bu sopa bulunabilirse, tüm insanoğlu mutlu olacaktır.
16:51
Tolstoy became consumed with that stick, but he never found it.
Tolstoy bu sopayı bulmak için kendini tüketti, ama onu hiçbir zaman bulamadı.
16:55
In fact, he asked to be buried in that ravine where he thought it was hidden.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.
17:01
He still lies there today, covered in a layer of green grass.
Bugün hala orada yeşil çimlerle kaplı olarak yatıyor.
17:05
That story perfectly captures for me
Bu hikaye benim için mükemmel bir şekilde
17:10
the final lesson that I learned:
son öğrendiğim o dersi yakalıyor:
17:12
Happiness is not something we find,
Mutluluk bizim bulduğumuz değil,
17:14
it's something we make.
yarattığımız bir şeydir.
17:17
Almost anybody who's looked at well-run organizations
Başarılı organizasyonlara bakan hemen her kişi
17:20
has come to pretty much the same conclusion.
yaklaşık aynı sonuca ulaşmıştır.
17:23
Greatness is not a matter of circumstance.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.
17:26
It's a matter of choice.
Bir seçim meselesidir.
17:29
You don't need some grand plan. You don't need a waterfall.
Büyük bir plana ihtiyacınız yok. Şelale('waterfall') metoduna ihtiyacınız yok.
17:31
You just need to take small steps,
Esas ihtiyacınız, küçük adımlar atmak,
17:35
accumulate small wins,
küçük kazançlar elde etmek,
17:37
keep reaching for that green stick.
o yeşil sopaya ulaşmayı hedeflemek olmalı.
17:39
In the end, this may be the greatest lesson of all.
Sonunda, bu tüm derslerin en önemlisi olabilir.
17:42
What's the secret to a happy family? Try.
Nedir başarılı bir ailenin sırrı ? Deneyin.
17:46
(Applause)
(Alkış)
17:50
Translated by Onat Atayer
Reviewed by Ekin Özçelik

▲Back to top

About the Speaker:

Bruce Feiler - Writer
Bruce Feiler is the author of "The Secrets of Happy Families," and the writer/presenter of the PBS miniseries "Walking the Bible."

Why you should listen

Bruce Feiler is the author of nine books, including Walking the BibleAbraham, and America’s Prophet. He is also the writer/presenter of the PBS miniseries Walking the Bible. His book The Council of Dads tells the uplifting story of how friendship and community can help one survive life’s greatest challenges. Most recently Feiler published The Secrets of Happy Families, in which he calls for a new approach to family dynamics, inspired by cutting-edge techniques gathered from experts in the disciplines of science, business, sports and the military.

Feiler’s early books involve immersing himself in different cultures and bringing other worlds vividly to life. These include Learning to Bow, an account of the year he spent teaching in rural Japan; Looking for Class, about life inside Oxford and Cambridge; and Under the Big Top, which depicts the year he spent performing as a clown in the Clyde Beatty-Cole Bros. Circus.
 
Walking the Bible describes his perilous, 10,000-mile journey retracing the Five Books of Moses through the desert. The book was hailed as an “instant classic” by the Washington Post and “thoughtful, informed, and perceptive” by the New York Times.

More profile about the speaker
Bruce Feiler | Speaker | TED.com