24:45
TED2008

Neil Turok: My wish: Find the next Einstein in Africa

Neil Turok TED Ödülü isteğini dile getiriyor

Filmed:

2008 TED Ödülünü kabul eden fizikçi Neil Turok, fırsata hasret, yetenekli, genç Afrikalılar hakkında konuşuyor. Kıtanın yaratıcı potansiyeli önündeki engeli kaldırarak ve onu besleyerek, Afrika'nın geleceğinde bir değişiklik yapabiliriz.

- Physicist, education activist
Neil Turok is working on a model of the universe that explains the big bang -- while, closer to home, he's founded a network of math and science academies across Africa. Full bio

It was an incredible surprise to me
Aslında hayatımın her iki tarafınıda umursayan
00:13
to find out that there was actually an organization that cared about both parts of my life.
bir örgüt olduğunu öğrenmek benim için inanılmaz bir sürpriz oldu.
00:16
Because, basically,
Çünkü, aslında,
00:22
I work as a theoretical physicist.
Ben bir teorik fizikçi olarak çalışıyorum.
00:23
I develop and test models of the Big Bang,
Elde edilen verileri kullanarak,
00:25
using observational data.
Büyük Patlama modelleri geliştiriyor ve test ediyorum.
00:28
And I've been moonlighting for the last five years
Ve ben son beş yıldır ikinci bir işte çalışıyorum,
00:31
helping with a project in Africa.
Afrika'da bir projeye yardımcı oluyorum.
00:34
And, I get a lot of flak for this at Cambridge.
Ve, Bu yüzden Cambridge de bir çok sert eleştiriye mağruz kaldım.
00:37
People wonder, you know, "How do you have time to do this?" And so on.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.
00:41
And so it was simply astonishing to me
Ve benim için çok şaşırtıcı oldu
00:45
to find an organization that actually appreciated both those sides.
iki tarafında takdirini alan bir örgüt olduğunu öğrenmek.
00:48
So I thought I'd start off by just telling you a little bit about myself
Kendimden ve neden bu şizofrenik hayatı sürdürdüğümden
00:52
and why I lead this schizophrenic life.
bahsederek başlamak istiyorum.
00:55
Well, I was born in South Africa and my parents were imprisoned
Ben Güney Afrika'da doğdum ve ailem
00:59
for resisting the racist regime.
ırkçı rejime direndikleri için hapsedildi.
01:04
When they were released, we left and we went as refugees to Kenya and Tanzania.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.
01:06
Both were very young countries then,
O zamanlar her iki ülkede çok gençti ve
01:13
and full of hope for the future.
geleceğe umutla bakıyorlardı.
01:15
We had an amazing childhood. We didn't have any money,
İnanılmaz bir çocukluk geçirdim. Hiç paramız yoktu
01:18
but we were outdoors most of the time.
ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.
01:20
We had fantastic friends and we saw the wonders of the world,
Harika arkadaşlarımız vardı ve dünyanın çeşitli harikalarını gördük,
01:23
like Kilimanjaro, Serengeti and the Olduvai Gorge.
Kilimanjaro, Serengeti ve Olduvai Gorge gibi.
01:28
Well, then we moved to London for high school.
Sonra, lise için Londra'ya taşındık.
01:34
And after that -- there's nothing much to say about that.
Ve bundan sonrası -- bu konuda söyleyecek çok bir şey yok.
01:36
It was rather dull. But I came back to Africa
Oldukça tatsızdı. Ama 17 yaşımda Afrika'ya
01:41
at the age of 17, as a volunteer teacher
gönüllü bir öğretmen olarak geri döndüm.
01:45
to Lesotho, which is a tiny country,
Küçük bir ülke olan, Lesothoya,
01:49
surrounded at that time by apartheid South Africa.
o zamanlar ırkçı Güney Afrikalılar tarafından çevriliydi.
01:52
Well, 80 percent of the men in Lesotho
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni
01:57
worked in the mines over the border,
acımasız şartlar altında,
02:00
in brutal conditions.
sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.
02:04
Nevertheless, I -- as I'm sure -- as a rather irritating young, white man
Buna rağmen, ben eminim ki -- rahatsız edici genç bir beyaz adam
02:07
coming into their village, I was welcomed with incredible hospitality and warmth.
köylerine geldi, Beni inanılmaz bir misafirperverlik ve sıcaklık ile karşıladılar.
02:13
But the kids were the best part.
Ama çocuklar en iyi parçasıydı.
02:19
The kids were amazing: extremely eager and often very bright.
Çocuklar şaşırtıcıydı: son derece istekli ve genellikle çok zekilerdi.
02:21
And I'm just going to tell you one story,
Ve ben size, beni etkileyen
02:26
which got through to me.
bir hikaye anlatacağım.
02:28
I used to try to take the kids outside as often as possible,
Mümkün olduğunca sık çocukları akademik bilgiler ile gerçek hayat arasında bağlantı kurmaya çalışsınlar diye
02:31
to try to connect the academic stuff with the real world.
dışarı çıkarırdım,
02:33
And they weren't used to that.
Ve buna hiç alışık degillerdi.
02:38
But I took them outside one day and I said,
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,
02:41
"I want you to estimate the height of the building."
"Binanın yüksekliğini tahmin etmenizi istiyorum."
02:43
And I expected them to put a ruler next to the wall,
Ve ben onları duvara cetvel dayayıp,
02:46
size it up with a finger, and make an estimate of the height.
parmaklarıyla ölçüp, yüksekliğini tahmi edeceklerini bekliyordum.
02:49
But there was one little boy, very small for his age.
Ama küçük bir çocuk vardı, yaşıtlarına göre çok küçük.
02:54
He was the son of one of the poorest families in the village.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.
02:58
And he wasn't doing that. He was scribbling with chalk on the pavement.
Ve o yapmıyordu. O tebeşir ile kaldırımda karalama yapıyordu.
03:01
And so, I said -- I was annoyed -- I said, "What are you doing?
Ve ben -- rahatsız olmuştum -- "Ne yapıyorsun?
03:06
I want you to estimate the height of the building."
Senden binanın yüksekliğini tahmin etmeni istiyorum." dedim.
03:09
He said, "OK. I measured the height of a brick.
"Tamam. Bir tuğlanın yüksekliğini ölçtüm.
03:11
I counted the number of bricks and now I'm multiplying."
Toplam tuğla sayısını saydım ve şimdi çarpma işlemi yapıyorum." dedi.
03:14
Well -- (Laughter) -- I hadn't thought of that one.
(Gülüşmeler) -- Bu aklıma hiç gelmemişti.
03:19
And many experiences like this happened to me.
Ve buna benzer bir çok olay yaşadım.
03:24
Another one is that I met a miner. He was home on his three-month leave from the mines.
Başka bir olayda, bir madenci ile tanışmıştım. Madeni bırakıp üç aylığına evine gelmişti.
03:28
Sitting next to him one day, he said, "There's only one thing that I really loved at school.
Bir gün onun yanında otururken bana dedi ki, "Okulda gerçekten sevdiğim bir tek şey vardı
03:36
And you know what it was? Shakespeare." And he recited some to me.
onun ne olduğunu biliyor musun? Shakespeare." Ve bana biraz ezberinden okundu.
03:42
And these and many similar experiences convinced me
Bu ve buna benzer daha birçok deneyimler
03:49
that there are just tons of bright kids in Africa
beni Afrika'da bir çok zeki çocuğun olduğuna ikna etti.
03:53
-- inventive kids, intellectual kids --
Yaratıcı çocuklar, entellektüel çocuklar
03:57
and starved of opportunity.
ve fırsata hasretler.
04:01
And if Africa is going to get fixed, it's by them, not by us.
Ve eğer Afrika iyi bir duruma gelecek ise, bizim ile değil, onlar tarafından olacak.
04:02
Well, after -- (Applause) -- that's the truth.
Sonra -- (Alkışlar) -- gerçek bu.
04:08
Well, after Lesotho, I traveled across Africa
Lesotho'dan sonra, İngiltere'ye dönmeden önce
04:14
before returning to England
Afrika'yı boydan boya geçtim.
04:17
-- so gray and depressing, in comparison.
Karşılaştırılınca, çok gri ve karamsar.
04:20
And I went to Cambridge. And there, I fell for theoretical physics.
Cambridge'e gittim ve orada, teorik fiziğe aşık oldum.
04:23
Well, I'm not going to explain this equation,
Bu denklemi açıklamayacağım,
04:30
but theoretical physics is really an amazing subject.
ama teorik fizik gerçekten inanılmaz bir konu.
04:32
We can write down all the laws of physics we know in one line.
Bir satırda bütün fizik yasalarını yazabiliriz.
04:36
And, admittedly, it's in a very shorthand notation.
Kuşkusuz, çok kestirme bir gösterimle.
04:42
And it contains 18 free parameters,
Bu denklem uygun verileri yerine koyarak,
04:47
OK, which we have to fit to the data.
18 bağımsız değişken içerir.
04:51
So it's not the final story,
Bu hikayenin sonu değil,
04:54
but it's an incredibly powerful summary of everything we know
en temel düzeyde doğa hakkında bildiğimiz her şeyin
04:56
about nature at the most basic level.
inanılmaz güçlü bir özeti.
05:01
And apart from a few very important loose ends, which you've heard about here --
Ve hakkında burada duyduğunuz, bir kaç çok önemli ip uçu, --
05:05
like dark energy and dark matter --
karanlık enerji ve karanlık madde gibi --
05:09
this equation describes,
bu denklem evren hakkında her şeyi
05:12
seems to describe everything about the universe and what's in it.
ve içinde ne olduğunu açıklar.
05:14
But there's one big puzzle remaining,
Ama geriye kalan büyük bir bulmaca var,
05:19
and this was most succinctly put to me by my primary school math teacher in
ve bu bana çok basitçe hala bağlantıda olduğum
05:21
Tanzania, who's a wonderful Scottish lady
harika bir İskoç hanımefendisi olan
05:26
who I still stay in touch with.
Tanzanya'daki ilkokul matematik öğretmenim tarafından anlatıldı.
05:29
And she's now in her 80s.
Ve o şimdi 80'li yaşlarında.
05:32
And when I try to explain my work to her, she waved away all the details, and she said,
Ve ben ona işimi anlatmaya çalıştığımda, o detayları umursamayarak bana,
05:34
"Neil, there's only one question that really matters.
"Neil gerçekten önemli olan tek soru var.
05:39
What banged?" (Laughter)
Ne patladı?" dedi. (Gülüşmeler)
05:44
"Everyone talks about the Big Bang. What banged?"
"Herkes Büyük Patlama hakkında konuşuyor. Ne patladı?"
05:48
And she's right. It's a question we've all been avoiding.
Ve o haklı. Hepimizin kaçtığı bir soru.
05:53
The standard explanation is that the universe somehow sprang into existence,
Standart açıklama, evrenin aniden
05:58
full of a strange kind of energy
tamamen garip bir türdeki enerjiyle meydana gelmesidir
06:03
-- inflationary energy -- which blew it up.
ve bu şişkinlik enerjisi, patlamasına sebep oldu.
06:05
But the puzzle of why the universe emerged in that peculiar state
Ama evrenin bu tuhaf şekilde niye ortaya çıktığı
06:10
is completely unsolved.
hala tamamen çözülmemiş bir bilmece.
06:14
Now, I worked on that theory for a while, with Stephen Hawking and others.
Stephen Hawking ve diğerleri ile birlikte bir süre bu teori üzerine çalıştım.
06:18
But then I began to explore another alternative.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.
06:22
The alternative is that the Big Bang wasn't the beginning.
Durum, Büyük Patlama'nın başlangıç olmamasıydı.
06:25
Perhaps the universe existed before the bang,
Belki de evren patlamadan önce vardı,
06:28
and the bang was just a violent event in a pre-existing universe.
ve patlama sadece önceden var olan evrenin yıkıcı bir süreciydi.
06:31
Well, this possibility is actually suggested
Evet, bu olasılık aslında son çalışmalarla
06:36
by the latest theories, the unified theories,
öngörülmekte, birleşik teoriler,
06:39
which try to explain all those 18 free parameters
bu 18 bağımsız değişkeni tek bir çatı altında toparlamaya çalışıyor
06:42
in a single framework, which will hopefully predict all of them.
biz de hepsini tatmin edici bir şekilde bir araya getirebileceğimizi umuyoruz.
06:45
And I'll just share a cartoon of this idea here.
Ve burada bu düşüncenin bir resmini paylaşmak istiyorum.
06:52
It's all I can convey. According to these theories,
Bütün paylaşabileceklerim bunlar. Bu teorilere göre
06:55
there are extra dimensions of space, not just the three we're familiar with,
uzayda aşina olduğumuz üç boyut dışında, ekstra boyutlar var,
06:58
but at every point in the room there are more dimensions.
her noktasında daha fazla boyut.
07:01
And in particular, there's one rather strange one,
Ve en mükemmel olan birleşik teoriler arasında
07:05
in the most elegant unified theories we have.
oldukça garip bir tanesi var.
07:07
The strange one looks likes this:
Şuna benziyor:
07:10
that we live in a three-dimensional world.
üç boyutlu bir dünyada yaşıyoruz.
07:12
We live in one of these worlds, and I can only show it as a sheet,
Bu dünyaların birinde yaşıyoruz ve bunu sadece bir sayfa olarak gösterebilirim,
07:15
but it's really three-dimensional.
ama bu gerçekten üç boyutlu.
07:19
And a tiny distance away, there's another sheet,
Ve küçük bir mesafe uzaklıkta, başka bir sayfa var,
07:22
also three-dimensional, and they're separated by a gap.
o da üç boyutlu ve bir boşlukla ayrılmışlar.
07:26
The gap is very tiny, and I've blown it up so you can see it.
Boşluk çok küçük ve görün diye onu yok ediyorum.
07:28
But it's really a tiny fraction of the size of an atomic nucleus.
Ama gerçekten çok küçük kısım, bir atom çekirdeği boyutunda.
07:31
I won't go into the details of why we think the universe is like this,
Evreni neden bu şekilde düşündüğümüzün ayrıntısına girmeyeceğim
07:36
but it comes out of the math and trying to explain the physics that we know.
ama şu kadarını söyleyebilirim ki olayı anlatmaya çalıştığımız fiziğin içerdiği matematik yüzünden.
07:39
Well, I got interested in this because it seemed to me that it was an obvious question.
Bunun üzerinde durdum çünkü şu benim için çok açık bir soru:
07:43
Which is, what happens if these two, three-dimensional worlds
Eğer bu iki, üç boyutlu dünyalar
07:47
should actually collide?
çarpışırsa ne olur?
07:50
And if they collide, it would look a lot like the Big Bang.
Eğer çarpışırlarsa, bu Büyük Patlamaya çok benzer olacaktır.
07:54
But it's slightly different than in the conventional picture.
Ama aşina olduğumuz resim daha farklı.
07:57
The conventional picture of the Big Bang is a point.
Büyük Patlama'nın bu noktadaki bildiğimiz resmi.
08:00
Everything comes out of a point;
Her şey bir noktadan çıkıyor;
08:02
you have infinite density. And all the equations break down.
Sonsuz yoğunluğunuz var. Ve tüm denklemler işe yaramaz hale geliyor.
08:04
No hope of describing that.
Bunu açıklayabilecek hiç bir bilgimiz yok.
08:08
In this picture, you'll notice,
Bu resimde, fark edeceksiniz,
08:10
the bang is extended. It's not a point.
patlama genişliyor. Bu bir nokta değil.
08:12
The density of matter is finite, and we have a chance
Maddenin yoğunluğu sonsuz değil ve bütün süreci
08:14
of a consistent set of equations that can describe the whole process.
tutarlı bir şekilde denklemler ile tanımlamak için bir şansımız var.
08:17
So, to cut a long story short, we've explored this alternative.
Uzun lafın kısası, bu altenatifin farkına vardık.
08:22
We've shown that it can fit
Bunun, mikrodalga fon dalgalanmaları ile
08:25
all of the data that we have about the formation of galaxies,
galaksilerin oluşumu hakkındaki verilerin
08:27
the fluctuations in the microwave background.
hepsi ile uyuştuğunu gördük.
08:31
Furthermore, there's an experimental way
Ayrıca bu teoriyi anlatmanın bir yolu da
08:34
to tell this theory, apart from the inflationary explanation that I told you before.
sizlere daha önce bahsettiğim şişkinlik enerjisi ile ilgili bir deney.
08:36
It involves gravitational waves.
Bu gravitasyonel dalgalar ile alakalı.
08:43
And in this scenario, not only was the Big Bang not the beginning,
Ve bu senaryoda, Büyük Patlama sadece bir başlangıç değildi,
08:46
as you can see from the picture,
resimde görebildiğiniz gibi
08:49
it can happen over and over again.
bu olay tekrar tekrar gerçekleşiyor.
08:52
It may be that we live in an endless universe,
Belki de yer ve zaman açısından
08:54
both in space and in time.
sonsuz bir evrende yaşıyoruz.
08:57
And there've been bangs in the past, and there will be bangs in the future.
Geçmişte patlamalar olmuştur ve gelecekte de patlamalar olacaktır.
09:01
And maybe we live in an endless universe.
Ve belki de sonsuz bir evrende yaşıyoruz.
09:04
Well, making and testing models of the universe
Evren modelleri yapmak ve onları test etmek
09:08
is, for me, the best way I have of enjoying and appreciating the universe.
benim için zevk almanın ve evreni sevmenin en iyi yolu.
09:13
We need to make the best mathematical models we can,
Yapabildiğimiz en iyi, en tutarlı matematiksel
09:20
the most consistent ones.
modelleri yapmalıyız.
09:22
And then we scrutinize them, logically and with data.
Ve sonra dikkatle inceleyerek, mantıklı bir şekilde verilerle birleştiririz.
09:24
And we try to convince ourselves --
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız --
09:28
we really try to convince ourselves they're wrong.
gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.
09:31
That's progress: when we prove things wrong.
İlerleme, bazı şeylerin yanlış olduğunu ispatladığımız zamandır.
09:33
And gradually, we hopefully move closer and closer to understanding the world.
Umuyorum, yavaş yavaş dünyayı anlamaya yaklaşıyoruz.
09:36
As I pursued my career, something was always gnawing away inside me.
Kariyerimi sürdürürken, birşey içimi her zaman kemirirdi.
09:42
What about Africa?
Peki ya Afrika?
09:47
What about those kids I'd left behind?
Geride bırakılmış bu çocuklar ne olacak?
09:50
Instead of developing, as we'd all hoped in the '60s,
60'larda beklediğimiz gelişme yerine,
09:55
things had gotten worse.
her şey daha kötüye gitti.
09:58
Africa was gripped by poverty, disease and war.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.
10:00
This is very graphically shown by the Worldmapper website and project.
Bu Worldmapper projesinden ve web sitesinden grafiksel olarak görülebilir.
10:04
And so the idea is to represent each country
Düşünce şu, her ülkeyi harite üzerinde yerleştirmek,
10:10
on a map, but scale the area according to some quantity.
ama alanını belirli bir birime göre ölçeklendirmek.
10:13
So here's just the standard area map of the world.
Bu, dünyanın standart haritası.
10:19
By the way, Africa is very large.
Bu arada, Afrika çok büyük.
10:21
And the next map now shows Africa's GDP in 1960,
Ve sonraki harita, 1960 yılında, birçok Afrika devletinin bağımsızlığına kavuştuğu sıralarda
10:23
around the time of independence for many African states.
Afrika'nın GSMH'sini gösteriyor,
10:28
Now, this is 1990, and then 2002. And here's a projection for 2015.
Şimdi, bu 1990 ve sonra 2002. Ve burada 2015 için bir öngörü.
10:33
Big changes are happening in the world,
Dünyada büyük değişiklikler gerçekleşiyor,
10:44
but they're not helping Africa.
ama bunlar Afrikaya yardımcı olmuyor.
10:45
What about Africa's population? The population isn't out of proportion to its area,
Peki ya Afrikanın nüfusu ne durumda? Nüfus kendi alanıyla orantılı değil,
10:48
but Africa leads the world in deaths from often preventable causes:
ancak Afrika çoğu önlenebilir nedenlerden ölümlerde dünyada ilk siralarda:
10:52
malnutrition, simple infections and birth complications.
yetersiz beslenme, basit enfeksiyonlar ve doğum komplikasyonları.
10:57
Then there's HIV/AIDS. And then there are deaths from war.
HIV/AIDS de var. Ve daha sonra savaş ölümleri.
11:04
OK, currently there are 45,000 people a month dying in the Congo,
Evet, şu anda Kongo'daki
11:09
as a consequence of the war
elmas, koltan ve diğer şeyler yüzünden süren savaş
11:14
there over coltan and diamonds and other things.
sonucunda ayda 45 bin kişi ölüyor.
11:16
It's still going on.
Hala devam ediyor.
11:20
What about Africa's capacity to do something about these problems?
Peki bu sorunlar hakkında birşeyler yapmak için Afrika'nın kapasitesi nedir?
11:24
Well, here's the number of physicians in Africa.
İşte, Afrikadaki hekimlerin sayısı.
11:27
Here's the number of people in higher education.
Yüksek öğrenimdeki kişi sayısı.
11:32
And here -- most shocking to me --
Ve burada -- benim için en sarsıcı verici --
11:37
the number of scientific research papers coming out of Africa.
Afrika çıkan bilimsel araştırma makale sayısı.
11:39
It just doesn't exist scientifically.
Bilimsel olarak hiç bir varlık yok.
11:43
And this was very eloquently argued at TED Africa:
Ve bu, TED Afrika'da çok net bir şekilde tartışıldı:
11:48
that all of the aid that's been given
verilmiş olan yardımların tamamına yakını
11:51
has completely failed to put Africa onto its own two feet.
Afrika'yı kendi ayakları üzerine kaldırmakta kesinlikle başarısız oldu.
11:53
Well, the transition to democracy in South Africa in 1994
Evet, 1994 yılında Güney Afrikanın demokrasiye geçişi
12:01
was literally a dream come true for many of us.
bir çoğumuz için gerçek anlamıyla bir rüyanın gerçek olmasıydı.
12:04
My parents were both elected to the first parliament,
Ailem, Nelson ve Winnie Mandela ile birlikte, ilk meclise seçildi.
12:08
alongside Nelson and Winnie Mandela. They were the only other couple.
Mandelalar dışındaki tek çiftlerdi.
12:11
And in 2001, I took a research leave to visit them.
2001 yılında, bir araştırma yapmak ve onları ziyaret etmek için izin aldım.
12:16
And while I was busy working -- I was working on these colliding worlds, in the day.
Ben o sıralarda çalışmakla meşgulken -- bu çarpışan dünyalar üzerinde çalışıyordum.
12:20
But I learned that there was a desperate shortage of skills,
Üzücü bir yetenek sıkıntısı olduğunu öğrendim,
12:27
especially mathematical skills, in industry, in government, in education.
özellikle matematikte, sanayide, yönetimde ve eğitimde.
12:30
The ability to make and test models has become essential,
Yeni modeller yapmak ve test etme kabiliyeti
12:38
not only to every single area of science today,
sadece bilimin her dalında değil,
12:42
but also to modern society itself.
modern toplumda da gerekli hale geldi.
12:45
And if you don't have math, you're not going to enter the modern age.
Ve eğer matematik olmazsa modern çağa giremezsiniz.
12:49
So I had an idea. And the idea was very simple.
Bununla ilgili bir fikrim var. Ve düşünce çok basit.
12:55
The idea was to set up an African Institute for Mathematical Sciences, or AIMS.
Fikrim, Afrika Matematik Bilimleri Enstitüsü'nü ya da başka deyişle AMBE'yi kurmaktı.
12:58
And let's recruit students from the whole of Africa,
Ve Afrika'daki bütün genç öğrencileri,
13:04
bring them together with lecturers from all over the world,
dünyanın her yerinden gelen öğretim elemanları ile bir araya getirelim
13:08
and we'll try to give them a fantastic education.
ve onlara mükemmel bir eğitim vermeye çalışalım.
13:12
Well, as a Cambridge professor, I had many contacts.
Bir Cambridge profesörü olarak, birçok kişiyle bağlantıya geçtim.
13:17
And to my astonishment, they backed me 100 percent.
Ve şaşkınlıkla karşıladım ki, bana yüzde 100 destek verdiler.
13:20
They said, "Go and do it,
"Git ve bunu gerçekleştir,
13:23
and we'll come and lecture."
bizler de gelip ders vereceğiz." dediler.
13:25
And I knew it would be amazing fun to bring brilliant students
Ve herhangi bir fırsat olmayan bu ülkelerden zeki öğrencileri
13:29
from these countries -- where they don't have any opportunities -- together
dünyanın en iyi öğretim üyeleri ile bir araya getirmenin,
13:33
with the best lecturers in the world --
inanılmaz eğlenceli olacağını biliyordum.
13:37
who I knew would come, because of the interest in Africa --
Bu profesörlerin geleceklerini biliyordum çünkü Afrikayla ilgileniyorlar.
13:39
and put them together and just let the sparks fly.
Her şeyi bir araya getir ve sonra tutuşmasını bekle.
13:42
So we bought a derelict hotel near Cape Town.
Bu yüzden Cape Town yakınlarında terk edilmiş bir otel satın aldık.
13:49
It's an 80-room Art Deco hotel from the 1920s.
1920'lerden kalma 80 odalı bir Art Deco stilli oteldi.
13:53
The area was kind of seedy, so we got an 80-room hotel for 100,000 dollars.
Bulunduğu yer çok kötü durumdaydı, bu yüzden 80 odalı bir otel için sadece 100.000 dolar ödedik.
13:56
It's a beautiful building. We decided we would refurbish it
Çok güzel bir binaydı. Onu yenileme kararı aldık
14:02
and then put out the word:
ve daha sonra: Bu otelde
14:06
we're going to start the best math institute in Africa
Afrikadaki en iyi matematik enstitüsünü başlatmak için gidiyoruz
14:08
in this hotel.
diye haber saldık.
14:12
Well, the new South Africa is a very exciting country.
Yeni Güney Afrika çok heyecan verici bir ülke.
14:13
And those of you who haven't been there, you should go.
Ve oraya henüz gitmeyenleriniz varsa, gitmelisiniz.
14:16
It's very, very interesting what's happening.
Orada neler olduğunu görmek gerçekten çok ilgi çekici.
14:19
And we recruited wonderful staff,
Ve çok motive,
14:22
highly motivated staff.
harika bir ekip kurduk.
14:25
The other thing that's happened, which was good for us, is the Internet.
Bizim için iyi olan diğer birşey de, internetti.
14:27
Even though the Internet is very expensive all over Africa,
Afrikada internet çok pahalı olmasına rağmen
14:31
there are Internet cafes everywhere.
her yerde internet kafeler var.
14:34
And bright young Africans are desperate to join the global community,
Ve zeki, genç Afrikalılar, bu küresel topluluğa katılıp başarılı olmak için
14:36
to be successful -- and they're very ambitious.
cok hevesliler ve çok hırslılar.
14:41
They want to be the next Einstein.
Bir sonraki Einstein olmak istiyorlar.
14:44
And so when word came out that AIMS was opening,
AMBE'nin açılacağı haberi,
14:50
it spread very quickly via e-mail and our website.
e-posta ve web sitemiz aracılığıyla çok hızlı yayıldı.
14:53
And we got lots of applicants.
Ve bir çok başvuru aldık.
14:57
Well, we designed AIMS as a 24-hour learning environment,
AMBE'yi 24 saatlik bir öğrenme ortamı olarak tasarladık,
14:59
and it was fantastic to start a university from the beginning.
ve en başından bir üniversite kurmak müthişti.
15:02
You have to rethink, what is the university for?
Sizin için üniversite nedir? Bunu yeniden düşünmeniz gerekiyor.
15:06
And that's really exciting.
Ve bu gerçekten heyecan verici.
15:10
So we designed it to have interactive teaching.
Ve interaktif eğitim sağlayacak şekilde tasarladık.
15:12
No droning on at the chalkboard.
Kara tahtada tebeşir sesi yok.
15:15
We emphasize problem-solving, working in groups,
Her öğrencinin notlarını takip ederek değil, problem çözerek,
15:19
every student discovering and maximizing their own potential
gruplar halinde çalışarak, kendi keşfetmesini ve potansiyelini en üst düzeye
15:23
and not chasing grades.
çıkarmasını amaçladık, not peşinde koşmasını değil.
15:27
Everyone lives together in this hotel -- lecturers and students --
Herkes bu otelde birlikte yaşıyor, öğretim üyeleri ve öğrenciler
15:30
and it's not surprising at all to find an impromptu tutorial at 1 a.m.
ve burada, gece yarısı 1'de daha önce planlanmamış bir ders olduğunu görmek hiç de şaşırtıcı değil.
15:32
The students don't usually leave the computer lab till 2 or 3 a.m.
Öğrenciler genellikle sabah karşı 2 veya 3'den önce bilgisayar laboratuarından çıkmıyorlar.
15:38
And then they're up again at eight in the morning.
Ve sonra tekrar sabah 8 gibi kalkıyorlar.
15:42
Lectures, problem-solving and so on. It's an extraordinary place.
Dersler, problem çözme gibi buna benzer şekillerde devam ediyor. Olağanüstü bir yer.
15:44
We especially emphasize areas of great relevance to Africa's development,
Afrika'nın gelişmesiyle ilgili konuları özellikle vurguluyoruz,
15:51
because, in those areas, scientists working in Africa will have a competitive advantage.
çünkü bu alanlarda Afrika'da çalışan bilim adamlarının bir rekabet avantajı olacaktır.
15:56
They'll publish, be invited to conferences.
Yayın yapabilirler, konferanslara davet edilebilirler.
16:02
They'll do well. They'll have successful careers.
Iyi yapabilir, başarıl kariyerlere sahip olabilirler.
16:04
And AIMS has done extremely well.
Ve AMBE görevini son derece iyi yaptı.
16:10
Here is a list of last year's graduates, graduated in June,
Burada geçen haziran ayında mezun olanların 48 kişinin adları
16:12
and what they're currently doing -- 48 of them.
ve şu anda ne yaptıklarının listesi var.
16:16
And where they are is indicated over here.
Nerede oldukları ve nereye gittikleri burada belirtilmiş.
16:19
And where they've gone. So these are all postgraduate students.
Bunların hepsi lisansüstü öğrencileri.
16:23
And they've all gone on to master's and Ph.D. degrees in excellent places.
Hepsi yüksek lisans ve doktora dereceleri için mükemmel yerlerde.
16:27
Five students can be educated at AIMS
Bir öğrencinin Amerika'da ya da Avrupa'daki eğitim masrafıyla
16:34
for the cost of educating one in the U.S. or Europe.
AMBE'de beş öğrenci eğitim görebilir.
16:36
But more important, the pan-African student body
Ama daha önemlisi, Afrika kökenli bütün öğrencilerin birliği,
16:40
is a continual source of strength, pride and commitment to Africa.
Afrika'ya güç, onur ve bağlılık sağlayan sürekli bir kaynak.
16:43
We illustrate AIMS' progress by coloring in the countries of Africa.
AMBE'nin ilerlemesini Afrika'daki ülkeleri renklendirerek gösterebiliriz.
16:49
So here you can see behind this list.
Bu listenin arkasinda bunu görebilirsiniz.
16:54
When a county is colored yellow, we've received an application;
Sarı renkli ülkeler başvuru aldığımız,
16:56
orange, we've accepted an application; and green,
turuncu renkli ülkeler başvurusunu kabul ettiğimiz,
17:00
a student has graduated.
yeşil de mezun verdiğimiz ülkeleri gösteriyor.
17:05
So here is where we were after the first graduation in 2004.
Burada 2004 yılında, ilk mezuniyet sonrası gelinen yer gözüküyor.
17:07
And we set ourselves a goal of turning the continent green.
Biz, kıtanın hepsini yeşile çevirmeyi hedefliyoruz.
17:11
So there's 2005, -6, -7, -8.
Burada da 2005, -6, -7, -8.
17:15
(Applause)
(Alkış)
17:19
We're well on the way to achieving our initial goal.
İlk hedefimize ulaşma yolunda ilerliyoruz.
17:29
We had some of the students filmed at home before they came to AIMS.
Elimizde bazı öğrencilerin AMBE'ne gelmeden önce evlerinde çekilen görüntüleri var.
17:33
And I'll just show you one.
Ve sizlere sadece bir tanesini göstereceğim.
17:37
Tendai Mugwagwa: My name is Tendai Mugwagwa.
Tendai Mugwagwa: Benim adım Tendai Mugwagwa.
17:40
I have a Bachelor of Science with an education degree.
Benim Eğitim Bilimlerinde Lisans Diplomam var.
17:44
I will be attending AIMS.
AMBE'ye katılacağım.
17:47
My understanding of the course is that it covers quite a lot.
Anladığım kadarı ile bu eğitim oldukça kapsamlı.
17:49
You know, from physics to medicine,
Fizikten tıpa kadar bircok konuyu kapsiyor,
17:53
in particular, epidemiology and also mathematical modeling.
epidemiyoloji ve matematiksel modelleme de bunlardan.
17:57
Neil Turok: So Tendai came to AIMS and did very well.
Neil Turok: Tendai AMBE'ye geldi ve çok başarılı oldu.
18:03
And I'll let her take it from there.
Şimdi o anlatsın.
18:08
TM: My name is Tendai Mugwagwa
TM: Benim adım Tendai Mugwagwa
18:16
and I was a student at AIMS in 2003 and 2004.
2003 ve 2004 yıllarında AMBE'de öğrenciydim.
18:18
After leaving AIMS, I went on to do a master's in applied mathematics
AMBE'yi bitirdikten sonra, uygulamalı matematikte yüksek lisans yapmak için
18:22
at the University of Cape Town in South Africa.
Güney Afrika'daki Cape Town Üniversitesi'ne gittim.
18:27
After that, I came to the Netherlands
Ondan sonra, teorik immünolojide
18:30
where I'm now doing a Ph.D. in theoretical immunology.
doktoramı yapmak için Hollanda'ya geldim.
18:32
Professor: Tendai is working very independently.
Profesör: Tendai çok bağımsız olarak çalışıyor.
18:35
She communicates well with the immunologists at the hospital.
Hastanedeki diğer immünolojistler ile iyi iletişim kuruyor,
18:38
So all in all I have a very good Ph.D. student from South Africa.
ve benim Güney Afrika'dan, tam anlamıyla çok iyi bir doktora öğrencim var.
18:42
So I'm happy she's here.
Burada olduğu için mutluyum.
18:46
NT: Another student in the first year of AIMS was Shehu.
NT: AMBE'nin ilk yıl öğrencilerinden bir başkası Shehu'ydu.
18:49
And he's shown here with his favorite high school teacher.
Ve burada en sevdiği lise öğretmeni ile birlikte.
18:53
And then entering university in northern Nigeria.
Ve daha sonra kuzey Nijerya'da üniversiteye girdi.
18:58
And after AIMS, Shehu wanted to do high-energy physics,
AMBE'den sonra Shehu yüksek enerji fiziği üzerinde çalışmak istedi,
19:04
and he came to Cambridge.
ve Cambridge geldi.
19:09
He's about to finish his Ph.D.,
Şu sıralarda doktorasını bitirmek üzere
19:11
and he was filmed recently with someone you all know.
ve yakın zamanda hepinizin bildiği birisi ile videoya çekildi.
19:14
Shehu: And from there we will be able to,
Shehu: Ve umarım oradan daha iyi tahminler yapmak
19:18
hopefully, make better predictions and then we compare it
mümkün olacak ve sonra grafik ile kıyaslayarak
19:20
to the graph and also make some predictions.
bazı tahminler yapacağız.
19:23
Stephen Hawking: That is nice.
Stephen Hawking: Çok güzel.
19:28
NT: Here are the current students at AIMS. There are 53 of them
NT: Burada AMBE'nin şu anki öğrencilerini görüyorsunuz.
19:31
from 20 different countries, including 20 women.
20 değişik ülkeden, 20si bayan, 53 öğrenci.
19:34
So now I'm going to get to my TED business.
Şimdi işin TED ile ilgili kısmına geliyorum.
19:38
Well, we had a party. This is Africa --
Bir parti yaptık. Burası Afrika --
19:41
we have good parties in Africa. And last month, they threw a surprise party for me.
Afrika'da güzel partiler yapıyoruz. Ve geçen ay, benim için sürpriz bir parti yaptılar.
19:44
Here's somebody you've seen already.
Burada daha önce gördüğünüz birisi.
19:48
(Applause)
(Alkış)
19:50
I want to point out a few other exceptional people in this picture.
Bu resimde başka birkaç önemli insana daha dikkat çekmek istiyorum.
20:14
So, we were having a party,
Ve parti yapıyorduk,
20:18
as you can see they're completely eclipsing me at this point.
görebileceğiniz gibi burada beni tamamen kapatıyorlar.
20:19
This is Ezra. She's from Darfur.
Bu Ezra. Darfur'dan.
20:23
She's a physicist, and somehow stays smiling,
Fizikçi ve ülkesinde olan
20:26
in spite of everything going on back home.
her şeye rağmen gülümsüyor.
20:30
But she wants to continue in physics, and she's doing extremely well.
Ama fizik alaninda çalışmaya devam etmek istiyor ve son derece başarılı.
20:32
This is Lydia. Lydia is the first ever woman
Bu Lydia. Lydia, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde
20:36
to graduate in mathematics in the Central African Republic.
matematik bölümünden mezun olan ilk kadın.
20:40
And she's now at AIMS. (Applause)
Ve şimdi AMBE'de. (Alkış)
20:43
So now let me get to our TED wish.
Şimdi TED isteğimi dile getireyim.
20:49
Well, it's not my TED wish; it's our wish, as you've already gathered.
Gerçi bu benim TED isteğim değil; bizim isteğimiz, bunu çoktan anlamış olmalısınız.
20:53
And our wish has two parts:
İsteğimiz iki bölümden oluşuyor:
20:58
one is a dream and the other's a plan. OK.
birincisi bir rüya ve ikincisi bir plan.
21:01
Our TED dream is that the next Einstein will be African. (Applause)
TED rüyamız, bir sonraki Einstein'ın Afrikalı olması. (Alkış)
21:06
In striving for the heights of creative genius,
Yaratıcı dehanın en üst seviyelerine ulaşmak için çabalarken,
21:25
we want to give thousands of people the motivation,
Afrikaya yardım edecek üst düzey becerileri
21:26
the encouragement and the courage
elde etmek için binlerce insana motivasyon,
21:31
to obtain the high-level skills they need to help Africa.
teşvik ve cesaret vermek istiyoruz.
21:33
Among them will be not only brilliant scientists --
Onlar arasında sadece başarılı bilim insanlari olmayacak --
21:38
I'm sure of that from what we've seen at AIMS --
AMBE'de bunu gördüklerimden dolayı bundan eminim ki--
21:41
they'll also be the African Gates, Brins and Pages of the future.
onlar geleceğin Afrikalı Gates'leri, Brin'leri ve Page'leri olacaklar.
21:44
Well, I said we also have a plan. And our plan is quite simple.
Söylemiştim bir de planımız var diye. Ve planımız oldukça basit.
21:50
AIMS is now a proven model.
AMBE şimdi kendini ispatlamış bir model.
21:54
And what we need to do is to replicate it.
Yapmamız gereken onu taklit etmek.
21:56
We want to roll out 15 AIMS centers in the next five years, all over Africa.
Önümüzdeki beş yıl içinde Afrika'nın birçok yerinde 15 AMBE merkezi kurmak istiyoruz.
22:00
Each will have a pan-African student body,
Her birinin Afrika kökenli öğrencileri olacak,
22:04
but specialize in a different area of science.
ve bilimin değişik alanlarında uzmanlaşacaklar.
22:09
We want to use science to overcome the national and cultural barriers,
AMBE'nin yaptığı gibi, ulusal ve kültürel engelleri aşmak için
22:11
as it does at AIMS.
bilimi kullanmak istiyoruz.
22:16
And we want to add elements to the curriculum.
Ve müfredata bazı unsurlar eklemek istiyoruz.
22:17
We want to add entrepreneurship and policy skills.
Girişimcilik ve politika becerileri eklemek istiyoruz.
22:19
The expanded AIMS will be a coherent pan-African institution,
Genişletilmiş AMBE, uyumlu bir Afrika kurumu olacaktır,
22:24
and its graduates will form a powerful network,
mezunları kıtada barış ve ilerleme için birlikte çalışan,
22:27
working together for peace and progress across the continent.
güçlü bir yapı oluşturacaktır.
22:31
Over the last year,
Geçen yıl boyunca,
22:37
we've been visiting sites in Africa,
yeni potansiyel AMBE merkezleri için
22:39
looking at potential sites for new AIMS centers.
Afrika ülkelerini ziyaret ettik.
22:41
And here are the ones we've selected.
Ve bunlar seçtiklerimiz.
22:44
And each of these centers has a strong local team,
Ve bu merkezlerin her biri, güçlü bir yerel ekibe sahip,
22:46
each is in a beautiful place, an interesting place,
hepsi de uluslararası öğretim elemanlarının
22:50
which international lecturers will be happy to visit.
seve seve ziyaret edeceği güzel ve ilgi çekici yerler.
22:52
And our partners across Africa are extremely enthusiastic about this.
Ve Afrika genelindeki ortaklarımız bu konuda son derece hevesli.
22:55
Everyone wants an AIMS center in their country.
Herkes kendi ülkesinde bir AMBE merkezi istiyor.
23:00
And last November,
Geçen kasım ayında,
23:04
the conference of all the African ministers of science and technology,
Mombasa'da bütün Afrikalı bilim ve teknoloji bakanların katıldığı bir
23:06
held in Mombasa, called for a comprehensive plan to roll out AIMS.
konferans düzenlendi ve AMBE için kapsamlı bir çağrı yapıldı.
23:10
So we have political support right across the continent.
Ve bütün kıtanın politik desteğini arkamıza aldık.
23:15
It won't be easy.
Tabii ki bu, kolay olmayacak.
23:18
At every site there will be huge challenges.
Her bölgede büyük zorluklarla karşılaşacağız.
23:21
Local scientists must play leading roles
Yörenin bilim adamları çok önemli roller üstlenmeliler
23:23
and governments must be persuaded to buy in.
ve hükümetler de buna dahil olmaya ikna edilmeliler.
23:26
Conditions are very difficult,
Koşullar çok zor,
23:30
but we cannot afford to compromise on those principles which made AIMS work.
ama AMBE'nin ise yaramış prensiplerinden ödün vermemiz söz konusu olamaz.
23:32
And we summarize them this way:
Bunları şu şekilde özetleyebiliriz:
23:39
the institutes have got to be relevant, innovative,
enstitüler, yenilikçi, amaca uygun,
23:41
cost-effective and high quality. Why?
düşük maliyetli ve yüksek kaliteli olmali. Neden?
23:44
Because we want Africa to be rich.
Çünkü Afrika'nın zengin olmasını istiyoruz.
23:46
Easy to remember the basic rules we need.
İhtiyaç duyduğumuz, hatırlaması kolay temel kurallar.
23:49
So, just in ending, let me say the only people who can fix Africa
Sözlerimi bitirirken şunu söylememe izin verin, Afrika'yı sadece genç Afrikalılar
23:56
are talented young Africans.
iyi bir yere getirebilir.
23:59
By unlocking and nurturing their creative potential,
Yaratıcı potansiyellerinin önündeki engeleri kaldırarak,
24:02
we can create a step change in Africa's future.
Afrika'nın geleceğinde bir değişiklik yapabiliriz.
24:05
Over time, they will contribute to African development
Zamanla onlar Afrika'nın gelişimine ve bilime
24:09
and to science in ways we can only imagine.
bizim sadece hayal edebileceğimiz şekilde katkılar sağlayacaklar.
24:13
Thank you.
Teşekkürler.
24:16
(Applause)
(Alkışlar)
24:18
Translated by Melik Emirhan Tunalıoğlu
Reviewed by Meric Aydonat

▲Back to top

About the Speaker:

Neil Turok - Physicist, education activist
Neil Turok is working on a model of the universe that explains the big bang -- while, closer to home, he's founded a network of math and science academies across Africa.

Why you should listen

Neil Turok works on understanding the universe's very beginnings. With Stephen Hawking, he developed the Hawking-Turok instanton solutions, describing the birth of an inflationary universe -- positing that, big bang or no, the universe came from something, not from utter nothingness.

Recently, with Paul Steinhardt at Princeton, Turok has been working on a cyclic model for the universe in which the big bang is explained as a collision between two “brane-worlds.” The two physicists cowrote the popular-science book Endless Universe.

In 2003, Turok, who was born in South Africa, founded the African Institute for Mathematical Sciences (AIMS) in Muizenberg, a postgraduate center supporting math and science. His TED Prize wish: Help him grow AIMS and promote the study and math and science in Africa, so that the world's next Einstein may be African.

Turok is the Director of the Perimeter Institute for Theoretical Physics, in Ontario, Canada. In 2010, the Canadian government funded a $20million expansion of the AIMS schools, working with the Perimeter Institute to start five new AIMS schools in different African nations.

In 2016, he won the Tate Medal for International Leadership in Physics

More profile about the speaker
Neil Turok | Speaker | TED.com