English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

TEDNYC

Jonathan Haidt: Can a divided America heal?

Jonathan Haidt: Bölünmüş bir Amerika iyileşebilir mi?

Filmed
Views 1,548,727

Amerika negatif ve partizan 2016 başkanlik seçiminden sonra nasıl eski haline gelebilir? Sosyal psikolog Jonathan Haidt politik tercihlerimizin temelini oluşturan ahlakı incelemekte. TED yöneticisi Chris Anderson ile yaptığı konuşmada, Amerika'da böylesine keskin bölünmelere neden olan düşünce kalıplarını ve tarihsel nedenleri açıklıyor ve ülkenin ileriye nasıl ilerleyebileceğini gösteren bir vizyon sunuyor.

- Social psychologist
Jonathan Haidt studies how -- and why -- we evolved to be moral. By understanding more about our moral roots, his hope is that we can learn to be civil and open-minded. Full bio

- TED Curator
After a long career in journalism and publishing, Chris Anderson became the curator of the TED Conference in 2002 and has developed it as a platform for identifying and disseminating ideas worth spreading. Full bio

Chris Anderson: So, Jon, this feels scary.
Chris An: Pekala, Jon,
bu gerçekten ürkütücü.
00:12
Jonathan Haidt: Yeah.
Jonathan Haidt: Evet.
00:15
CA: It feels like the world is in a place
CA: Dünya sanki uzun zamandır
00:16
that we haven't seen for a long time.
görmediğimiz bir konumda.
00:18
People don't just disagree
in the way that we're familiar with,
İnsanlar sadece alışageldiğimiz
sağ-sol kutuplaşması
00:20
on the left-right political divide.
nedeniyle anlaşmazlığa düşmüyorlar.
00:24
There are much deeper differences afoot.
Olayın derinliğinde
daha farklı şeyler var.
00:26
What on earth is going on,
and how did we get here?
Tanrı aşkına neler oluyor
ve bu konuma nasıl geldik?
00:29
JH: This is different.
JH: Bu durum farklı.
00:33
There's a much more
apocalyptic sort of feeling.
Daha çok kıyamet hissi uyandıran
bir durum var.
00:36
Survey research by Pew Research shows
Pew şirketi tarafından
yapılan araştırmaya göre
00:39
that the degree to which we feel
that the other side is not just --
karşı taraf için hissettiğimiz şey sadece
00:41
we don't just dislike them;
we strongly dislike them,
onlardan hoşlanmamamız değil;
onlardan şiddetle hoşlanmamamız
00:45
and we think that they are
a threat to the nation.
ve onları ulusumuza
bir tehdit olarak görmemiz.
00:48
Those numbers have been going up and up,
Bu fikirdekilerin sayısı
gün geçtikte artıyor ve
00:51
and those are over 50 percent
now on both sides.
bu iki taraf içinde %50'den fazla.
00:53
People are scared,
İnsanlar korkmuş durumda
00:56
because it feels like this is different
than before; it's much more intense.
çünkü bu durum eskisinden
farklı geliyor, çok daha şiddetli.
00:57
Whenever I look
at any sort of social puzzle,
Ne zaman sosyal bir yapboza baksam
01:01
I always apply the three basic
principles of moral psychology,
her zaman ahlaki psikolojinin
üç temel prensibini uygularım.
01:04
and I think they'll help us here.
Sanırım bu prensipler
burada faydalı olacak.
01:07
So the first thing that you
have to always keep in mind
Siyaseti düşünürken ilk olarak
aklınızda bulundurmanız
01:09
when you're thinking about politics
gereken şey,
01:11
is that we're tribal.
bizlerin bir kabileye ait olduğumuzdur.
01:13
We evolved for tribalism.
Bizler kabilecilikten evrildik.
01:15
One of the simplest and greatest
insights into human social nature
İnsan doğasına dair en basit
ve en iyi anlayışlardan biri
01:16
is the Bedouin proverb:
şu Bedevi atasözüdür:
01:19
"Me against my brother;
"Ben kardeşime karşı,
01:20
me and my brother against our cousin;
ben ve kardeşim kuzenimize karşı;
01:22
me and my brother and cousins
against the stranger."
ben, kardeşim ve kuzenlerim,
yabancılara karşı."
01:24
And that tribalism allowed us
to create large societies
Kabileleşme büyük toplumlar
yaratmamızı ve diğerleriyle
01:26
and to come together
in order to compete with others.
mücadele edebilmek için
bir araya gelmemizi sağladı.
01:31
That brought us out of the jungle
and out of small groups,
Bu bizleri ormanların içinden ve
küçük gruplardan dışarı taşıdı
01:34
but it means that we have
eternal conflict.
ama bu aslında bitmez bir çatışma demekti.
01:38
The question you have to look at is:
Sormanız gereken soru:
01:40
What aspects of our society
are making that more bitter,
Toplumumuzun hangi yönleri
bu durumu daha acılı yapıyor
01:42
and what are calming them down?
veya yatıştırıyor?
01:44
CA: That's a very dark proverb.
CA: Bu çok karanlık bir atasözü.
01:46
You're saying that that's actually
baked into most people's mental wiring
Söylediğin aslında bir seviyeye kadar
01:47
at some level?
bir çok insanin zihninde
kazınmış durumda.
01:52
JH: Oh, absolutely. This is just
a basic aspect of human social cognition.
JH: Kesinlikle, bu insan
sosyal bilişinin basit bir parçası.
01:53
But we can also live together
really peacefully,
Ama ayrıca toplum olarak gerçekten
barış içinde de yaşayabiliriz
01:57
and we've invented all kinds
of fun ways of, like, playing war.
ve aslında savaşa benzer
bir çok eğlenceli şey keşfettik.
01:59
I mean, sports, politics --
Yani, spor, politika --
02:02
these are all ways that we get
to exercise this tribal nature
Tüm bunlar aslında kimseye zarar vermeden
02:04
without actually hurting anyone.
kabile tarzını yaşamanın yolları.
02:08
We're also really good at trade
and exploration and meeting new people.
Ayrıca aslında ticarette ve keşif yapmakta
ve yeni insanlarla buluşmakta da iyiyiz.
02:09
So you have to see our tribalism
as something that goes up or down --
Bu halde kabileciliğimizi
değişken olarak görmek zorundasınız.
02:14
it's not like we're doomed
to always be fighting each other,
Birbirimizle daima savaşmaya
mahkum olmuş değiliz.
02:17
but we'll never have world peace.
Ama asla sonsuz dünya barışımız olmayacak.
02:20
CA: The size of that tribe
can shrink or expand.
CA: Bu kabilenin boyutu
küçülüp büyüyebilir değil mi?
02:22
JH: Right.
JH: Doğru.
02:26
CA: The size of what we consider "us"
"Biz" diye düşündüğümüz şeyin boyutu
02:27
and what we consider "other" or "them"
ve "diğerleri" ya da "onlar"
olarak düşündüğümüz
02:29
can change.
şeyin boyutu değişebilir.
02:31
And some people believed that process
could continue indefinitely.
Bazıları bu sürecin sonsuza kadar
devam edeceğine inanmışlardı
02:34
JH: That's right.
JH: Doğru.
02:40
CA: And we were indeed expanding
the sense of tribe for a while.
CA: Bunun da ötesinde bu kabile
duygusunu bir süredir arttırıyoruz.
02:41
JH: So this is, I think,
JH: Sanırım
02:44
where we're getting at what's possibly
the new left-right distinction.
geldiğimiz nokta yeni bir sağ sol ayrımı.
02:45
I mean, the left-right
as we've all inherited it,
Demek istediğim, geçmişten
gelen sağ - sol kavramı,
02:49
comes out of the labor
versus capital distinction,
iş gücü sermaye ayrımı
02:51
and the working class, and Marx.
ve Marx'dan gelmekte.
02:54
But I think what we're seeing
now, increasingly,
Ama bence şuan giderek artan
şekilde gördüğümüz şey
02:56
is a divide in all the Western democracies
tüm batı demokrasilerinde
02:59
between the people
who want to stop at nation,
ulus seviyesinde kalmak isteyenlerle,
03:01
the people who are more parochial --
daha dar görüşlü,
03:05
and I don't mean that in a bad way --
- kötü anlamda demek istemiyorum -
03:07
people who have much more
of a sense of being rooted,
daha çok köktenci duygulara sahip,
03:09
they care about their town,
their community and their nation.
şehirlerine, topluluklarına
ve uluslarına önem veren insanlarla
03:12
And then those who are
anti-parochial and who --
daha geniş görüş sahibi
insanlar arasındaki ayrışma.
03:15
whenever I get confused, I just think
of the John Lennon song "Imagine."
Kafam karıştığında hep John Lennon'un
"Imagine" şarkısını düşünürüm
03:19
"Imagine there's no countries,
nothing to kill or die for."
"Hayal edin, uğrunda öldürecek
ya da ölecek hiç bir ülke yok."
03:23
And so these are the people
who want more global governance,
Bu insanlar daha çok küresel
yönetim isteyenlerdir,
03:26
they don't like nation states,
they don't like borders.
ulus devletleri sevmezler,
sınırları sevmezler.
03:29
You see this all over Europe as well.
Bunu tüm Avrupa'da da görüyorsunuz.
03:32
There's a great metaphor guy --
actually, his name is Shakespeare --
Aslında Shakespeare adında
büyük bir metaforcu var,
03:33
writing ten years ago in Britain.
İngiltere'de yıllar önce yazan.
03:37
He had a metaphor:
Bir metafor tanımlıyor:
03:38
"Are we drawbridge-uppers
or drawbridge-downers?"
Bizler köprüleri kaldıranlar mıyız
yoksa köprüleri koyanlar mı?
03:39
And Britain is divided
52-48 on that point.
İngiltere bu noktada 52-48 olarak bölündü.
03:43
And America is divided on that point, too.
Amerika da bu noktada bölündü.
03:46
CA: And so, those of us
who grew up with The Beatles
CA: Öyleyse, Beatles ve ve dünyanın
03:49
and that sort of hippie philosophy
of dreaming of a more connected world --
daha bağlı olduğu bir hippi felsefesini
ile yetişmiş bizler için
03:52
it felt so idealistic and "how could
anyone think badly about that?"
bu çok idealistlikti ve "kim bunun
hakkında kötü düşünebilir?"
03:56
And what you're saying is that, actually,
Ve aslında senin söylediğin,
04:00
millions of people today
feel that that isn't just silly;
milyonlarca kişi bugün bunun
sadece aptalca olduğunu değil
04:02
it's actually dangerous and wrong,
and they're scared of it.
aslında tehlikeli ve yanlış olduğunu
düşünüyor ve korkuyorlar.
04:07
JH: I think the big issue, especially
in Europe but also here,
JH: Bence en büyük sorun özellikle
Avrupa'da ayrıca burada da
04:09
is the issue of immigration.
göçmenlik sorunu
04:13
And I think this is where
we have to look very carefully
ve bence sosyal bilimlerde dikkatlice
04:14
at the social science
about diversity and immigration.
incelememiz gereken bu:
çeşitlilik ve göçmenlik.
04:17
Once something becomes politicized,
Herhangi bir şey politikleştiği zaman,
04:21
once it becomes something
that the left loves and the right --
solun çok sevdiği, sağınsa --
04:22
then even the social scientists
can't think straight about it.
sosyal bilimciler bile direkt
olarak bunu düşünemezler.
04:25
Now, diversity is good in a lot of ways.
Günümüzde, çeşitlilik bir
çok anlamda iyi aslında.
04:29
It clearly creates more innovation.
Kesin bir şekilde yenilik yaratmakta.
04:31
The American economy
has grown enormously from it.
Amerika ekonomisi onun
sayesinde ciddi şekilde büyüdü.
04:33
Diversity and immigration
do a lot of good things.
Çeşitlilik ve göçmenlik
bir çok iyi şey sağlıyor.
04:35
But what the globalists,
I think, don't see,
Ama küreselleşme taraftarları
bence şunu görmüyor,
04:38
what they don't want to see,
ya da görmek istemiyor:
04:40
is that ethnic diversity
cuts social capital and trust.
etnik çeşitlilik, sosyal sermaye
ve güveni kısıtlıyor.
04:42
There's a very important
study by Robert Putnam,
"Bowling Alone" yazarı Robert Putnam
04:48
the author of "Bowling Alone,"
tarafından sosyal sermaye
veri tabanlarına bakılarak
04:51
looking at social capital databases.
yapılmış önemli bir çalışma var.
04:52
And basically, the more people
feel that they are the same,
Basitçe, insanlar daha benzer hissettikçe
04:54
the more they trust each other,
birbirlerine daha fazla güveniyor,
04:57
the more they can have
a redistributionist welfare state.
refah devletine sahip olma
şansları daha artıyor.
04:59
Scandinavian countries are so wonderful
İskandinav ülkeleri bu konuda
harika durumda
05:02
because they have this legacy
of being small, homogenous countries.
çünkü küçük, homojen ülke
olmanın mirasına sahipler.
05:04
And that leads to
a progressive welfare state,
Bu ilerici refah devletine,
05:07
a set of progressive
left-leaning values, which says,
ilerici sol eğilimli değerlere yol açıyor.
05:11
"Drawbridge down!
The world is a great place.
"Köprüyü indirin!
Dünya harika bir yer.
05:14
People in Syria are suffering --
we must welcome them in."
Suriye'deki insanlar acı çekiyor,
onları içeri almamız lazım." diyorlar.
05:17
And it's a beautiful thing.
Ve bu güzel bir şey.
05:20
But if, and I was in Sweden
this summer,
Ama eğer, - bu yaz İsveç’teydim -
05:21
if the discourse in Sweden
is fairly politically correct
İsveç'teki söylem oldukça
politik açıdan doğruysa
05:24
and they can't talk about the downsides,
ve diğer bakış açısını
konuşmazlarsa
05:27
you end up bringing a lot of people in.
sonuç bir çok kişiyi bu ülkeye
getirmek olacaktır.
05:30
That's going to cut social capital,
Bu da sosyal sermayeyi azaltacak,
05:32
it makes it hard to have a welfare state
refah seviyesini korumayı
zorlaştıracaktır
05:33
and they might end up,
as we have in America,
ve muhtemelen bizlerin
Amerika'da olduğu gibi
05:35
with a racially divided, visibly
racially divided, society.
ırkça bolünmüş, görünür biçimde ırkça
bölünmüş bir toplum olmamıza sebep olacak.
05:38
So this is all very
uncomfortable to talk about.
Dolayısıyla bu konuşması
rahatsızlık verici bir durum.
05:41
But I think this is the thing,
especially in Europe and for us, too,
Ama bence özellikle Avrupa'da ve bizim
05:44
we need to be looking at.
bakmamız gereken konu bu.
05:47
CA: You're saying that people of reason,
CA: Yani diyorsun ki mantıklı kişiler,
05:48
people who would consider
themselves not racists,
kendilerini ırkçı olarak değil
05:50
but moral, upstanding people,
ahlaklı ve dürüst
olarak düşünen kişilerin,
05:53
have a rationale that says
humans are just too different;
insanların çok farklı olduğunu,
05:55
that we're in danger of overloading
our sense of what humans are capable of,
çok farklı insanları karıştırarak
insan kapasitesi hakkındaki
05:58
by mixing in people who are too different.
duygularımızı aşırı yükleme tehlikesi ile
yüz yüzeyiz derken bir gerekçeleri var.
06:03
JH: Yes, but I can make it
much more palatable
JH: Evet, ama bunun mutlaka
ırk ile ilgili olmadığını söyleyerek
06:06
by saying it's not necessarily about race.
kulağa çok daha hoş gelen
şekle çevirebilirim.
06:09
It's about culture.
Bu kültürle ilgili.
06:12
There's wonderful work by a political
scientist named Karen Stenner,
Siyaset bilimcisi Karen Stenner'ın
yaptığı harika bir çalışma var.
06:14
who shows that when people have a sense
Bu araştırma, insanların
06:18
that we are all united,
we're all the same,
bir olduklarını, aynı olduklarını
hissettiklerinde
06:21
there are many people who have
a predisposition to authoritarianism.
otoriterliğe eğilim gösteren
birçok kişi olduğunu gösteriyor.
06:23
Those people aren't particularly racist
Bu insanlar, toplumsal ve ahlaki
düzene bir tehdit
06:27
when they feel as through
there's not a threat
oluşturulmadığını hissettiklerinde,
06:29
to our social and moral order.
özellikle ırkçı değiller.
06:31
But if you prime them experimentally
Ama onları deneysel
olarak parçalandığımızı
06:33
by thinking we're coming apart,
people are getting more different,
düşünmeye sevk edersiniz,
daha farklılaşıyorlar
06:35
then they get more racist, homophobic,
they want to kick out the deviants.
daha ırkçı, homofobik oluyorlar,
normal dışı olanları kovmak istiyorlar.
06:38
So it's in part that you get
an authoritarian reaction.
Bu aldığınız otoriter tepkinin
bir parçası oluyor.
06:41
The left, following through
the Lennonist line --
Lennonist çizgiyi takip eden sol --
06:44
the John Lennon line --
John Lennon çizgisi --
06:47
does things that create
an authoritarian reaction.
otoriter reaksiyon yaratan
şeyler yapıyor.
06:48
We're certainly seeing that
in America with the alt-right.
Bunu Amerika'da alternatif
sağ partilerde görüyoruz.
06:50
We saw it in Britain,
we've seen it all over Europe.
İngiltere'de gördük, Avrupa'da gördük.
06:53
But the more positive part of that
Ama aslında bunun daha pozitif tarafı,
06:56
is that I think the localists,
or the nationalists, are actually right --
milliyetçilerin bir
bakımdan haklı olmaları.
06:58
that, if you emphasize
our cultural similarity,
Kültürel benzerliklerimizi
vurguladığınız zaman
07:03
then race doesn't actually
matter very much.
ırk çok önemli olmuyor.
07:07
So an assimilationist
approach to immigration
Göçmenlikle ilgili asimilasyoncu yaklaşım
07:09
removes a lot of these problems.
bu sorunların çoğunu
ortadan kaldırıyor ve
07:12
And if you value having
a generous welfare state,
cömert bir refahlığa değer veriyorsanız
07:13
you've got to emphasize
that we're all the same.
hepimizin aynı olduğumuzu
vurgulamak zorundasınız.
07:16
CA: OK, so rising immigration
and fears about that
CA: Tamam, artan göçmenlik ve
buna yönelik korkular
07:18
are one of the causes
of the current divide.
mevcut bölünmüşlüğümüz nedenlerinden biri.
07:21
What are other causes?
Diğer nedenler neler?
07:25
JH: The next principle of moral psychology
JH: Ahlaki psikolojinin
bir sonraki prensibi
07:26
is that intuitions come first,
strategic reasoning second.
sezgilerin önce, stratejik nedenlerin
daha sonra geldiğidir.
07:28
You've probably heard
the term "motivated reasoning"
Muhtemelen, "motive muhakeme" ya da
07:32
or "confirmation bias."
"doğrulama sapması" terimlerini
duymuşsunuzdur.
07:35
There's some really interesting work
Zekamızın ve sözel yeteneklerimizin
07:36
on how our high intelligence
and our verbal abilities
gerçeği bulmak yerine
birbirimizi manipule etmek ve
07:38
might have evolved
not to help us find out the truth,
itibarımızı korumak için nasıl geliştiğini
07:41
but to help us manipulate each other,
defend our reputation ...
gösteren gerçekten ilgi
çekici çalışmalar var.
07:45
We're really, really good
at justifying ourselves.
Kendimizi haklı çıkarma
konusunda gerçekten çok iyiyiz.
07:48
And when you bring
group interests into account,
Grup çıkarlarını hesaba kattığınızda
07:51
so it's not just me,
it's my team versus your team,
- yani sadece ben değil,
benim ekibim senin ekibine karşı -
07:53
whereas if you're evaluating evidence
that your side is wrong,
senin tarafının yanlış
olduğunu gösteren kanıtları
07:56
we just can't accept that.
ele aldığınız zaman,
bunu kabullenemiyoruz.
07:59
So this is why you can't win
a political argument.
Politik bir tartışmayı kimsenin
kazanamamamızın sebebi bu.
08:01
If you're debating something,
Bir şeyi tartıştığınız zaman,
08:03
you can't persuade the person
with reasons and evidence,
nedenleri ve kanıtları olan
birini ikna edemezsiniz
08:05
because that's not
the way reasoning works.
çünkü mantık yürütme
bu şekilde çalışmıyor.
08:08
So now, give us the internet,
give us Google:
Şimdi, interneti yada Google'yi düşünürsek
08:10
"I heard that Barack Obama
was born in Kenya.
"Barack Obama'nın Kenya'da
doğduğunu duydum.
08:14
Let me Google that -- oh my God!
10 million hits! Look, he was!"
Google'da bakayım: "Aman tanrım!"
10 milyon hit! Gerçekten, orada doğmuş."
08:17
CA: So this has come as an unpleasant
surprise to a lot of people.
CA: Dolayısıyla bu birçok insan için
tatsız bir sürpriz olarak geldi.
08:21
Social media has often been framed
by techno-optimists
Sosyal medya, tekno-optimistler
tarafından sıklıkla
08:24
as this great connecting force
that would bring people together.
insanları bir araya getiren harika bir
birleştirici güç olarak tanımlanmıştı.
08:27
And there have been some
unexpected counter-effects to that.
Bunun bazı beklenmeyen
ters etkileri vardı.
08:32
JH: That's right.
JH: Bu doğru.
08:36
That's why I'm very enamored
of yin-yang views
Bu yüzden insan doğasının ying-yang,
08:38
of human nature and left-right --
sağ-sol tarzı görüntüsüne
hayranım.
08:40
that each side is right
about certain things,
İki taraf da belirli şeylerde haklı
08:42
but then it goes blind to other things.
ama diğer konulara karşı kör oluyorlar.
08:44
And so the left generally believes
that human nature is good:
Genellikle sol insan doğasının
iyi olduğuna inanıyor,
08:46
bring people together, knock down
the walls and all will be well.
insanları bir araya getirin, duvarları
yıkın ve her şey yolunda olacak.
08:49
The right -- social conservatives,
not libertarians --
Sağcı, sosyal muhafazakar,
liberalist olmayanlar
08:52
social conservatives generally
believe people can be greedy
sosyal muhafazakarlar, genel
olarak insanların açgözlü,
08:55
and sexual and selfish,
cinsellikçi ve bencil
olabileceğine inanıyor
08:59
and we need regulation,
and we need restrictions.
ve düzenlemelere ihtiyacımız var,
kısıtlamalara ihtiyacımız var diyorlar.
09:01
So, yeah, if you knock down all the walls,
Evet, eğer duvarları yıkarsanız,
09:04
allow people to communicate
all over the world,
tüm insanların
etkileşmesine izin verirseniz
09:06
you get a lot of porn and a lot of racism.
fazlaca porno ve ırkçılıkla
sonuçlanır diyorlar.
09:08
CA: So help us understand.
CA: Anlamamıza yardımcı olun?
09:10
These principles of human nature
have been with us forever.
İnsan doğasının bu prensipleri
ezelden beri bizlerle.
09:12
What's changed that's deepened
this feeling of division?
Bu bölünmüşlük duygusunu
derinleştirecek ne oldu?
09:18
JH: You have to see six to ten
different threads all coming together.
JH: Altı - on kadar farklı ipliğin bir
araya geldiği bir doku gibi görmelisiniz.
09:24
I'll just list a couple of them.
Sadece bir kaçını listeleyeceğim.
09:29
So in America, one of the big --
actually, America and Europe --
Aslında Amerika'da, tam olarak
Amerika'da ve Avrupa'da
09:31
one of the biggest ones is World War II.
en büyüklerinden biri ikinci dünya savaşı.
09:35
There's interesting research
from Joe Henrich and others
Joe Henrich ve diğerleri tarafından
yapılmış ilginç bir çalışma var.
09:37
that says if your country was at war,
Buna göre eğer ülkenizde savaş varsa,
09:40
especially when you were young,
özellikle siz gençken,
09:42
then we test you 30 years later
in a commons dilemma
sonra sizi 30 sene sonra
ortaklık ikileminde
09:44
or a prisoner's dilemma,
ya da mahkum ikileminde
test edersek
09:47
you're more cooperative.
daha işbirlikçi oluyorsunuz.
09:49
Because of our tribal nature, if you're --
Bizim kabilesellik doğamız yüzünden --
09:50
my parents were teenagers
during World War II,
İkinci dünya savaşında,
ebeveynlerim gençlerdi
09:53
and they would go out
looking for scraps of aluminum
ve savaşa destek olabilmek için
09:56
to help the war effort.
hurda alüminyum toplamaya çıkarlarmış.
09:59
I mean, everybody pulled together.
Demek istediğim, herkes bir araya çekildi.
10:00
And so then these people go on,
Sonra bu insanlar bu şekilde
devam ettiler.
10:02
they rise up through business
and government,
İş hayatında ve hükumette yükseldiler,
10:04
they take leadership positions.
liderlik pozisyonları aldılar.
10:06
They're really good
at compromise and cooperation.
Uzlaşmada ve iş birliğinde
gerçekten çok iyiler.
10:08
They all retire by the '90s.
90'lar gibi hepsi emekli oldular
10:11
So we're left with baby boomers
by the end of the '90s.
ve 90'ların sonu gibi bizler
"baby boomer" kuşağı ile kalakaldık
10:13
And their youth was spent fighting
each other within each country,
Bu kuşağın hepsinin gençliği,
1968 ve sonrası
10:17
in 1968 and afterwards.
her ülkede kavga etmekle geçmişti.
10:21
The loss of the World War II generation,
"The Greatest Generation,"
İkinci dünya savaşı neslinin,
yani "En Büyük nesilin" kaybı,
10:22
is huge.
çok devasa oldu.
10:26
So that's one.
Bu birinci etken
10:28
Another, in America,
is the purification of the two parties.
Diğer bir etken, Amerika'da,
mevcut iki partinin daha saflaşması.
10:30
There used to be liberal Republicans
and conservative Democrats.
Eskiden liberal cumhuriyetçiler
ve muhafazakar demokratlar vardı.
10:33
So America had a mid-20th century
that was really bipartisan.
Yeni Amerika gerçekten çift partili
bir 20. yüzyıl ortası yaşadı
10:37
But because of a variety of factors
that started things moving,
ama faktörlerin çeşitliliği yüzünden
işler değişmeye başladı.
10:40
by the 90's, we had a purified
liberal party and conservative party.
90'lar gibi, saflaştırılmış liberal ve
muhafazakar partilere sahip olduk.
10:44
So now, the people in either party
really are different,
Şimdi, iki taraftaki insanlar
gerçekten farklılar,
10:48
and we really don't want
our children to marry them,
çocuklarımızın diğer
tarafla evlenmesini bile istemiyoruz,
10:50
which, in the '60s,
didn't matter very much.
lakin bu 60'larda çok da
problem teşkil etmiyordu.
10:53
So, the purification of the parties.
Evet, partilerin saflaşması.
10:55
Third is the internet and, as I said,
Üçüncü etken, internet, dediğim gibi
10:57
it's just the most amazing stimulant
for post-hoc reasoning and demonization.
şeytanlaştırma ve sonrasal
anlamlandırmanın en etkili kaynağı.
10:59
CA: The tone of what's happening
on the internet now is quite troubling.
CA: Şu an internette olan şeylerin tonu
oldukça rahatsız edici.
11:04
I just did a quick search
on Twitter about the election
Twitter'da seçimler hakkında
kısa bir araştırma yaptım
11:09
and saw two tweets next to each other.
ve birbiri ardına iki tweet gördüm.
11:12
One, against a picture of racist graffiti:
Biri, ırkçı bir grafittiye karşı:
11:15
"This is disgusting!
"Bu tiksindirici!
11:20
Ugliness in this country,
brought to us by #Trump."
Bu ülkedeki çirkinlik,
bize #Trump tarafından getirildi."
11:21
And then the next one is:
Ve sonraki tweet ise:
11:25
"Crooked Hillary
dedication page. Disgusting!"
"Sahtekar Hillary'e ithaf
edilmiş sayfa. Tiksindirici!"
11:27
So this idea of "disgust"
is troubling to me.
"Tiksinme" fikri beni rahatsız ediyor.
11:31
Because you can have an argument
or a disagreement about something,
Çünkü bir şey hakkında bir argümana
ya da ayrılığa sahip olabilirsiniz,
11:35
you can get angry at someone.
birine sinirlenebilirsiniz.
11:38
Disgust, I've heard you say,
takes things to a much deeper level.
Tiksinme, olayı çok daha
derin bir seviyeye çekiyor.
11:41
JH: That's right. Disgust is different.
JH: Haklısın, tiksinme farklıdır.
11:44
Anger -- you know, I have kids.
Öfke, bildiğin gibi, çocuklarım var.
11:46
They fight 10 times a day,
Günde 10 defa kavga ediyorlar,
11:48
and they love each other 30 times a day.
30 defa birbirlerini seviyorlar.
11:50
You just go back and forth:
you get angry, you're not angry;
İleri geri gidiyorsun,
11:52
you're angry, you're not angry.
sinirlisin, sinirli değilsin.
11:55
But disgust is different.
Ama tiksinme farklı.
11:56
Disgust paints the person
as subhuman, monstrous,
Tiksinme insani insan dışı,
korkunç, ahlaki açıdan bozuk
11:58
deformed, morally deformed.
şekilde resimliyor.
12:02
Disgust is like indelible ink.
Tiksinme çıkmaz mürekkep gibidir.
12:04
There's research from John Gottman
on marital therapy.
John Gottman tarafından evlilik
terapisi üzerine yapılmış bir çalışma var.
12:07
If you look at the faces -- if one
of the couple shows disgust or contempt,
Eğer çiftlerden birinde tiksinme
ya da aşağılama görmeniz durumunda
12:11
that's a predictor that they're going
to get divorced soon,
yakında boşanacaklarına
dair bir öngörü var,
12:16
whereas if they show anger,
that doesn't predict anything,
oysa öfke göstermeleri durumunda
bu hiçbir şeyi belirtmiyor.
12:19
because if you deal with anger well,
it actually is good.
Çünkü eğer öfkeyi iyi bir şekilde kontrol
edebiliyorsanız aslında bu iyi bir şey.
12:22
So this election is different.
Bu açıdan, bu seçimler farklı.
12:25
Donald Trump personally
uses the word "disgust" a lot.
Donald Trump, şahsi olarak
"tiksinme" kelimesini çok kullanıyor.
12:26
He's very germ-sensitive,
so disgust does matter a lot --
Kendisi mikroplara karşı çok hassas,
tiksinme onun için önem taşıyor,
12:30
more for him, that's something
unique to him --
daha fazlası, bu onun
kendine mahsus bir şey
12:33
but as we demonize each other more,
ama biz birbirimizi daha
fazla şeytanlaştırdıkça
12:37
and again, through
the Manichaean worldview,
ve tekrar manişeist dünya görüşü ile,
12:40
the idea that the world
is a battle between good and evil
"dünyanın iyi ve kötü arasında
bir savaş alanı olduğu düşüncesi"
12:43
as this has been ramping up,
bu durum yükselirken
12:46
we're more likely not just to say
they're wrong or I don't like them,
bizler, sadece diğerleri yanlış ya da
onları sevmiyoruz demiyor
12:47
but we say they're evil, they're satanic,
ama onlar şeytan ya da şeytani,
12:51
they're disgusting, they're revolting.
onlar tiksindirici, onlar iğrenç diyoruz
12:53
And then we want nothing to do with them.
ve sonra onlarla beraber
hiçbir şey yapmak istemiyoruz.
12:55
And that's why I think we're seeing it,
for example, on campus now.
Bence, bu nedenle kampüslerde
bu durumu görüyoruz.
12:58
We're seeing more the urge
to keep people off campus,
İnsanları kampüs dışında tutmak,
sessizleştirmek, uzaklaştırmak
13:02
silence them, keep them away.
için bir zorlama görüyoruz.
13:04
I'm afraid that this whole
generation of young people,
Korkarım ki, eğer bu
nesilin genç insanlarının
13:06
if their introduction to politics
involves a lot of disgust,
politikaya girişleri
çok fazla tiksinme içerirse
13:09
they're not going to want to be involved
in politics as they get older.
yaşlandıklarında siyasete
dâhil olmak istemeyecekler.
13:13
CA: So how do we deal with that?
CA: Öyleyse bununla nasıl başa çıkarız?
13:17
Disgust. How do you defuse disgust?
Tiksinme, tiksinmeyi nasıl
etkisiz hale getirebiliriz?
13:19
JH: You can't do it with reasons.
JH: Bunu nedensiz yapamazsınız.
13:24
I think ...
Bence...
13:27
I studied disgust for many years,
and I think about emotions a lot.
tiksinme üzerinde yıllarca çalıştım
ve duygular üzerine çok düşünürüm.
13:30
And I think that the opposite
of disgust is actually love.
Sanırım tiksinmenin
tam zıttı sevgidir.
13:33
Love is all about, like ...
Sevgi, hoşlanmak
13:37
Disgust is closing off, borders.
Tiksinme, sınırları kapamak demek.
13:41
Love is about dissolving walls.
Sevgi, duvarları çözmek demek.
13:43
So personal relationships, I think,
Kişisel ilişkiler, bence
13:47
are probably the most
powerful means we have.
muhtemelen sahip olduğumuz
en güçlü araçlar.
13:49
You can be disgusted by a group of people,
Bir grup insandan tiksinebilirsin
13:53
but then you meet a particular person
ama o gruptan biriyle tanıştığın zaman
13:56
and you genuinely discover
that they're lovely.
onların sevecen olduğunu keşfedersiniz.
13:57
And then gradually that chips away
or changes your category as well.
Ve bu, kademeli olarak kategorinizi
değiştirir ya da ortadan kaldırır.
14:00
The tragedy is, Americans used to be
much more mixed up in the their towns
Trajedi şu ki, Amerikalılar
eskiden şehirlerinde
14:06
by left-right or politics.
sağ-sol ya da siyasi olarak
çok daha karışmışlardı.
14:12
And now that it's become
this great moral divide,
Bu durum ahlaksal bölünmeye dönüştü.
14:14
there's a lot of evidence
that we're moving to be near people
Siyaseten bize benzeyen insanlara
14:16
who are like us politically.
yakın olmak için yer değiştirdiğimizi
gösteren çok sayıda kanıt var.
14:19
It's harder to find somebody
who's on the other side.
Karşı taraftan birini bulmak
artık daha zor.
14:21
So they're over there, they're far away.
Diğer insanlar bizden uzaklarda.
14:23
It's harder to get to know them.
Onları tanımak artık daha zor.
14:26
CA: What would you say to someone
or say to Americans,
CA: İnsanlara, Amerikalılara
14:27
people generally,
ya da genel olarak topluma
14:31
about what we should understand
about each other
tiksinme iç güdüsü hakkında
tekrar düşünmemize
14:33
that might help us rethink for a minute
yardımcı olacak
14:35
this "disgust" instinct?
birbirimiz hakkında neyi
anlamamızı önerirdin?
14:39
JH: Yes.
JH: Evet
14:42
A really important
thing to keep in mind --
Akılda tutulması gereken
önemli bir bir şey --
14:43
there's research by political
scientist Alan Abramowitz,
Siyaset bilimci Alan Abramowitz
tarafından yapılmış çalışma
14:45
showing that American democracy
is increasingly governed
Amerikan demokrasisinin
giderek artan şekilde
14:50
by what's called "negative partisanship."
"negatif particilik" tarafından
şekillendiğini gösteriyor.
14:54
That means you think,
OK there's a candidate,
Bu demek oluyor ki, bir aday var
14:56
you like the candidate,
you vote for the candidate.
ve siz bu adayı seviyor ve
bu adaya oy veriyorsunuz
15:00
But with the rise of negative advertising
Ama artan negatif reklamcılık
15:02
and social media
and all sorts of other trends,
sosyal medya ve tüm diğer trendler ile
15:04
increasingly, the way elections are done
artan bir şekilde, seçimler
15:06
is that each side tries to make
the other side so horrible, so awful,
her tarafın diğer adayın ne kadar
kötü ve korkutucu olduğunu
15:08
that you'll vote for my guy by default.
göstermeye çalışması ve kendi adayına
oy verilmesi üstüne oluyor.
15:12
And so as we more and more vote
against the other side
Yani kendi tarafımıza değil de
15:15
and not for our side,
diğer taraf aleyhinde oy veriyoruz.
15:18
you have to keep in mind
that if people are on the left,
Unutmamalısınız ki,
eğer söz konusu kişiler solcu ise
15:19
they think, "Well, I used to think
that Republicans were bad,
"Eskiden sağcılar kötü
diye düşünürdüm,
15:25
but now Donald Trump proves it.
şimdi Donald Trump bunu kanıtlıyor.
15:28
And now every Republican,
I can paint with all the things
Şimdi her cumhuriyetçiyi
15:29
that I think about Trump."
Trump hakkında düşündüklerim
ile damgalayabilirim." diye düşünüyor.
15:32
And that's not necessarily true.
Bu doğru olmak zorunda değil.
15:33
They're generally not very happy
with their candidate.
Genel olarak iki taraf da diğerlerinin
adayları konusunda pozitif değil.
15:35
This is the most negative partisanship
election in American history.
Bu Amerikan tarihindeki
en negatif partici seçim.
15:38
So you have to first separate
your feelings about the candidate
Öncelikle aday hakkındaki duygularınızı,
15:43
from your feelings about the people
who are given a choice.
seçim yapan kişiler hakkındaki
duygularınızdan ayırmanız gerekiyor.
15:47
And then you have to realize that,
Sonra şunun farkına varmalısınız,
15:50
because we all live
in a separate moral world --
hepimiz kendi ahlaki
dünyamızda yaşadığımız için
15:53
the metaphor I use in the book
is that we're all trapped in "The Matrix,"
- kitabımda kullandığım metafor -
"Matrix"te kapana kısılı oluyoruz.
15:55
or each moral community is a matrix,
a consensual hallucination.
Her ahlaki topluluk bir “Matrix”
ya da ortak bir halüsinasyon.
15:59
And so if you're within the blue matrix,
Eğer mavi "Matrix"teyseniz,
16:02
everything's completely compelling
that the other side --
her şey diğer taraftan daha çekicidir.
16:04
they're troglodytes, they're racists,
they're the worst people in the world,
Diğerleri ilkel, ırkçı, dünyadaki
en kötü insanlar
16:08
and you have all the facts
to back that up.
ve bunları kanıtlamak için tüm
bilgilere sahipsinizdir.
16:11
But somebody in the next house from yours
Ama yanınızdaki evde yaşayan biri
16:13
is living in a different moral matrix.
farklı bir ahlaki
Matrix'te yaşamaktadır.
16:16
They live in a different video game,
Başka bir bilgisayar oyununda yaşamaktadır
16:18
and they see a completely
different set of facts.
ve tamamen farklı gerçekleri
görmektedirler.
16:20
And each one sees
different threats to the country.
Her biri dünyaya yönelik başka
tehditleri görmektedir.
16:22
And what I've found
from being in the middle
Ortada olan ve iki tarafı da
anlamaya çalışan biri olarak
16:25
and trying to understand both sides
is: both sides are right.
görüyorum ki iki taraf da haklı.
16:27
There are a lot of threats
to this country,
Bu ülkeye yönelik çok fazla tehdit var
16:30
and each side is constitutionally
incapable of seeing them all.
ve iki taraf da yapısal olarak
hepsini görebilir değil.
16:32
CA: So, are you saying
that we almost need a new type of empathy?
CA: Öyleyse, demek istediğin
yeni bir tip empatiye mi ihtiyacımız var?
16:36
Empathy is traditionally framed as:
Empati genel olarak şu şekilde tanımlanır:
16:43
"Oh, I feel your pain.
I can put myself in your shoes."
"Acını hissediyorum ve kendimi
senin yerine koyabiliyorum."
16:45
And we apply it to the poor,
the needy, the suffering.
Bunu fakirlere, ihtiyacı olanlara,
acı çekenlere uyguluyoruz.
16:48
We don't usually apply it
to people who we feel as other,
Bunu bize yabancı olanlara ya da
16:52
or we're disgusted by.
tiksindiğimiz kişilere uygulamıyoruz.
16:55
JH: No. That's right.
JH: Hayır. Haklısın.
16:57
CA: What would it look like
to build that type of empathy?
CA: Böyle bir empatiyi
kurmak nasıl olurdu?
16:58
JH: Actually, I think ...
JH: Aslında, bence...
17:04
Empathy is a very, very
hot topic in psychology,
Empati psikolojide çok
sıcak bir gündem maddesi
17:06
and it's a very popular word
on the left in particular.
ve özellikle sol kesimde
popüler bir kelime.
17:08
Empathy is a good thing, and empathy
for the preferred classes of victims.
Empati iyi bir şey, özellikle
tercihen mağdur sınıflar için.
17:11
So it's important to empathize
Yani, biz soldakilerin
önemli olduğunu
17:15
with the groups that we on the left
think are so important.
düşündüğümüz gruplarla
empati kurmak önemli.
17:16
That's easy to do,
because you get points for that.
Bunu yapmak kolay çünkü
bu durumda puan kazanıyorsunuz.
17:19
But empathy really should get you points
if you do it when it's hard to do.
Ama aslında empati, kurmanın zor olduğu
durumlarda size puan kazandırmalı.
17:22
And, I think ...
Sanırım...
17:26
You know, we had a long 50-year period
of dealing with our race problems
Biliyorsunuz, ırkçılık,
ayrımcılık ile uğraşarak
17:28
and legal discrimination,
50 yıllık uzun bir periyottan geçtik
17:33
and that was our top priority
for a long time
ve uzun bir süre bu konular
birinci önceliğimizdi
17:35
and it still is important.
ve hâlâ öyleler.
17:37
But I think this year,
Ama sanırım bu sene,
17:39
I'm hoping it will make people see
insanların elimizde
17:40
that we have an existential
threat on our hands.
gerçekten ciddi bir tehlike
tuttuğumuzu göreceğini umuyorum.
17:43
Our left-right divide, I believe,
Sağ-sol ayrışmamız, inanıyorum ki
17:45
is by far the most important
divide we face.
karşı karşıya olduğumuz en önemli ayrışma.
17:48
We still have issues about race
and gender and LGBT,
Hâlâ ırk, cinsiyet ve LGBT konularında
problemlerimiz var,
17:50
but this is the urgent need
of the next 50 years,
ama bunlar önümüzdeki 50 yılın konuları
17:53
and things aren't going
to get better on their own.
ve bu konular kendi
kendilerine düzelmeyecekler.
17:57
So we're going to need to do
a lot of institutional reforms,
Öyleyse bir çok kurumsal
reform yapmamız gerekecek.
18:01
and we could talk about that,
Bu konuyu da konuşabilirdik ama
18:03
but that's like a whole long,
wonky conversation.
bu daha çok uzun ve karmaşık bir konu.
18:05
But I think it starts with people
realizing that this is a turning point.
Bence, her şey insanların bunun bir ayrım
noktası olduğunu anlaması ile başlıyor.
18:07
And yes, we need a new kind of empathy.
Ve evet, yeni bir tür
empatiye ihtiyacımız var.
18:11
We need to realize:
Şunun farkına varmalıyız:
18:14
this is what our country needs,
Bu ülkemizin ihtiyacı olan
18:15
and this is what you need
if you don't want to --
ve bu sizin ihtiyacınız olan,
18:17
Raise your hand if you want
to spend the next four years
eğer önümüzdeki 4 seneninizi
geçen seneki kadar sinirli ve
18:19
as angry and worried as you've been
for the last year -- raise your hand.
endişeli geçirmek istemiyorsanız
lütfen elinizi kaldırın.
18:22
So if you want to escape from this,
Bundan kaçmak istiyorsanız,
18:26
read Buddha, read Jesus,
read Marcus Aurelius.
Buda okuyun, İsa'yi okuyun,
Marcus Aurelius'u okuyun.
18:27
They have all kinds of great advice
for how to drop the fear,
Hepsinin korkuyu yok etmek,
18:29
reframe things,
olayları yeniden şekillendirmek
ve diğerlerini düşmanınız gibi
18:35
stop seeing other people as your enemy.
görmeyi bıraktıracak harika fikirleri var.
18:36
There's a lot of guidance in ancient
wisdom for this kind of empathy.
Tarihte bu tür empati için
bir çok öğüt var.
18:38
CA: Here's my last question:
CA: İşte son sorum:
18:41
Personally, what can
people do to help heal?
Kişisel olarak, insanlar iyileşmeye
yardımcı olmak için ne yapabilir?
18:43
JH: Yeah, it's very hard to just decide
to overcome your deepest prejudices.
JH: Evet, en derin ön yargılarınızdan
kurtulma kararı gerçekten zordur.
18:47
And there's research showing
Ve bir çalışma gösteriyor ki,
18:51
that political prejudices are deeper
and stronger than race prejudices
şu an ülkedeki, siyasi ön yargılarımız,
18:53
in the country now.
ırksal ön yargılarımızdan çok daha derin
18:57
So I think you have to make an effort --
that's the main thing.
Yani bence, bir çaba sarf edilmeli --
bu temel şey.
18:59
Make an effort to actually meet somebody.
Birileriyle tanışmak için çaba sarf edin.
19:02
Everybody has a cousin, a brother-in-law,
Herkesin bir kuzeni, akrabası,
19:04
somebody who's on the other side.
diğer tarafta olan birileri var.
19:07
So, after this election --
Öyleyse, bu seçimden sonra
19:09
wait a week or two,
bir ya da iki hafta bekleyin,
19:11
because it's probably going to feel
awful for one of you --
çünkü biriniz muhtemelen
gerçekten kötü hissediyor olacak.
19:12
but wait a couple weeks, and then
reach out and say you want to talk.
Ama birkaç hafta bekledikten sonra,
ulaşıp konuşmak istediğinizi söyleyin.
19:15
And before you do it,
Bunu yapmadan önce,
19:19
read Dale Carnegie, "How to Win
Friends and Influence People" --
Dale Carnegie'den "Dost Kazanma ve
İnsanları Etkileme Sanatı"nı okuyun.
19:21
(Laughter)
(Gülüşmeler)
19:24
I'm totally serious.
Gayet ciddiyim.
19:25
You'll learn techniques
if you start by acknowledging,
Öğrendiğiniz teknikleri
onaylayarak başlarsanız,
19:26
if you start by saying,
eğer şöyle derseniz:
19:29
"You know, we don't agree on a lot,
"Birçok konuda anlaşamıyoruz
19:30
but one thing I really respect
about you, Uncle Bob,"
ama Bob Amca'ya gerçekten
saygı duyuyorum,"
19:32
or "... about you conservatives, is ... "
ya da "...siz muhafazakarlar
hakkında..."
19:34
And you can find something.
Konuşacak bir şeyler bulabilirsiniz.
19:36
If you start with some
appreciation, it's like magic.
Sadece biraz takdir ile başlarsanız,
bu aslında sihir gibidir.
19:38
This is one of the main
things I've learned
Bu insan ilişkilerime dair öğrendiğim
19:40
that I take into my human relationships.
temel şeylerden biri.
19:42
I still make lots of stupid mistakes,
Hâlâ aptalca hatalar yapıyorum,
19:44
but I'm incredibly good
at apologizing now,
ama artık özür dileme ve
birinin haklı olduğunu
19:46
and at acknowledging what
somebody was right about.
kabul etme konusunda konusunda çok iyiyim.
19:48
And if you do that,
Eğer bunu yaparsanız,
19:51
then the conversation goes really well,
and it's actually really fun.
konuşma iyi geçiyor ve
eğlenceli hale geliyor.
19:52
CA: Jon, it's absolutely fascinating
speaking with you.
CA: Jon, seninle konuşmak
gerçekten sürükleyiciydi.
19:56
It's really does feel like
the ground that we're on
Üstünde bulunduğumuz dünyanın ahlak
ve insan doğası üzerine derin sorularla
19:59
is a ground populated by deep questions
of morality and human nature.
doldurulmuş bir olduğunu hissediyoruz.
20:03
Your wisdom couldn't be more relevant.
Bilgeliğin son derece yararlı oldu.
20:08
Thank you so much for sharing
this time with us.
Bizlere ayırdığın zaman
için çok teşekkürler.
20:10
JH: Thanks, Chris.
JH: Teşekkürler Chris.
20:13
JH: Thanks, everyone.
JH: Herkese teşekkürler!
20:14
(Applause)
(Alkışlar)
20:15
Translated by Evren Erdin
Reviewed by Ramazan Şen

▲Back to top

About the speakers:

Jonathan Haidt - Social psychologist
Jonathan Haidt studies how -- and why -- we evolved to be moral. By understanding more about our moral roots, his hope is that we can learn to be civil and open-minded.

Why you should listen

Haidt is a social psychologist whose research on morality across cultures led up to his much-quoted 2008 TEDTalk on the psychological roots of the American culture war. He asks, "Can't we all disagree more constructively?" In September 2009, Jonathan Haidt spoke to the TED Blog about the moral psychology behind the healthcare debate in the United States. He's also active in the study of positive psychology and human flourishing.

At TED2012 he explored the intersection of his work on morality with his work on happiness to talk about “hive psychology” – the ability that humans have to lose themselves in groups pursuing larger projects, almost like bees in a hive. This hivish ability Is crucial, he argues, for understanding the origins of morality, politics, and religion. These are ideas that Haidt develops at greater length in his new book, The Righteous Mind: Why Good People are Divided by Politics and Religion. Learn more about his drive for a more productive and civil politics on his website CivilPolitics.org. And take an eye-opening quiz about your own morals at YourMorals.org

During the bruising 2012 political season, Haidt was invited to speak at TEDxMidAtlantic on the topic of civility. He developed the metaphor of The Asteroids Club to embody how we can reach. common groun. Learn how to start your own Asteroids Club at www.AsteroidsClub.org.

Watch Haidt talk about the Asteroids Club on MSNBC's The Cycle >>

More profile about the speaker
Jonathan Haidt | Speaker | TED.com
Chris Anderson - TED Curator
After a long career in journalism and publishing, Chris Anderson became the curator of the TED Conference in 2002 and has developed it as a platform for identifying and disseminating ideas worth spreading.

Why you should listen

Chris Anderson is the Curator of TED, a nonprofit devoted to sharing valuable ideas, primarily through the medium of 'TED Talks' -- short talks that are offered free online to a global audience.

Chris was born in a remote village in Pakistan in 1957. He spent his early years in India, Pakistan and Afghanistan, where his parents worked as medical missionaries, and he attended an American school in the Himalayas for his early education. After boarding school in Bath, England, he went on to Oxford University, graduating in 1978 with a degree in philosophy, politics and economics.

Chris then trained as a journalist, working in newspapers and radio, including two years producing a world news service in the Seychelles Islands.

Back in the UK in 1984, Chris was captivated by the personal computer revolution and became an editor at one of the UK's early computer magazines. A year later he founded Future Publishing with a $25,000 bank loan. The new company initially focused on specialist computer publications but eventually expanded into other areas such as cycling, music, video games, technology and design, doubling in size every year for seven years. In 1994, Chris moved to the United States where he built Imagine Media, publisher of Business 2.0 magazine and creator of the popular video game users website IGN. Chris eventually merged Imagine and Future, taking the combined entity public in London in 1999, under the Future name. At its peak, it published 150 magazines and websites and employed 2,000 people.

This success allowed Chris to create a private nonprofit organization, the Sapling Foundation, with the hope of finding new ways to tackle tough global issues through media, technology, entrepreneurship and, most of all, ideas. In 2001, the foundation acquired the TED Conference, then an annual meeting of luminaries in the fields of Technology, Entertainment and Design held in Monterey, California, and Chris left Future to work full time on TED.

He expanded the conference's remit to cover all topics, including science, business and key global issues, while adding a Fellows program, which now has some 300 alumni, and the TED Prize, which grants its recipients "one wish to change the world." The TED stage has become a place for thinkers and doers from all fields to share their ideas and their work, capturing imaginations, sparking conversation and encouraging discovery along the way.

In 2006, TED experimented with posting some of its talks on the Internet. Their viral success encouraged Chris to begin positioning the organization as a global media initiative devoted to 'ideas worth spreading,' part of a new era of information dissemination using the power of online video. In June 2015, the organization posted its 2,000th talk online. The talks are free to view, and they have been translated into more than 100 languages with the help of volunteers from around the world. Viewership has grown to approximately one billion views per year.

Continuing a strategy of 'radical openness,' in 2009 Chris introduced the TEDx initiative, allowing free licenses to local organizers who wished to organize their own TED-like events. More than 8,000 such events have been held, generating an archive of 60,000 TEDx talks. And three years later, the TED-Ed program was launched, offering free educational videos and tools to students and teachers.

More profile about the speaker
Chris Anderson | Speaker | TED.com